Hasan Ayaz amcamızı toprağa verdikten sonra ölüm üzerine enteresan sohbetler oldu.
Eskiden istediğimiz tanıdığımıza çat kapı giderdik… sohbet eder hatta yemek bile yerdik.
Yıl çok önceleri. Şimdi yıl çok sonraları özgür ürademizle kaçımızın rahatça kapısını çalarak gidebileceğimiz tanışımız var? Bırak tanışı evladınızın evine bile bile özgürce gidemiyorsun. Çat kapı gittiğinde;
Evladın: Hayırdır baba bir şey mi oldu?
Baba: Sizi görmeye geldim
Evladın: Çok şükür ödüm patladı, bende kötü bir şey oldu sandım…
Baba: Yok evladım sizi özledim
Evladın: Keşke önce bir alo deseydin… Ne bileyim yani…
Konu trajiktir… Bir ablamız anlatıyor, torununu özlemiş ve evlerine gitmiş kapıyı çalmış, gelin kapıyı açmış;
Gelin: Buyur anne, Hayırdır?
K.Anne: Yok bişey kızım, sizi özledim, torunumu özledim bir göreyim dedim…
Gelin: İyi güzelde öyle her canın istediğinde kafana göre gelemezsin. Önceden bir telefon açarsın, sorarsın müsait miyiz değil miyiz, değil mi?
K.Anne: Haklısın kızım…
Ne haklısı çarpacaksın kapıyı bir daha gitmeyeceksin fakat bunu yapamaz işin ucunda sevgi var. Sevgi her acıyı göğüsler.
Sanırım biz Anadolu kültürünü kaybediyoruz… Avrupada yaşatamadık… Yada yaşatmayı sürdüremedik…
Babamızın evinde her zaman yemek masasında bir tabak fazla olurdu… Kafam almazdı… Neden bir tabak fazla var? Sanırım oniki onüç yaşlarındaydım babama sormuştum;
- Neden bir tabak fazla masada?
- Oğlum eve bir misafir gelirse sofraya davet edilir, senin tabağın hazır buyur sofraya denir… Eğer misafir o tabağın masada hazır olduğunu görürse mahcup olmaz gönül rahatlığıyla masaya oturur ve beraber yemek yenir…
- Ya tabak olmazsa?
- O zaman utanır, çekinir… mahcubiyet duyar…
Hey gidi günler hey… Güzelim anadoludan Alamancı Türkler katogorisine girerken nice değerlerimizin yok oluşunu sadece izliyoruz. Güzel Anadoluma bin selam olsun…
Bizim kuşakta son dönem cenazeler bol geçiyor, doğal olarakta nerde gömülmek istendiği konuşuluyor.
Benim en çok iki tez dikkatimi çekti;
- Burda gömülmek istiyorum çünkü ailem, dostlarım burdalar…
- Türkiyede gömülmek istiyorum çünkü Hollanda da herşey para, mezar kiralık, kira ödenmezse kemiklerin kaldırılıyor. Memlekette mezarı kalıcı…
Ben işin kolayındayım… Kayserili iş adamı dostumla bu konuyu konuşurken dialoğumuz oldukça ilginçti, dostumun kızı bizi gülerek dinliyordu.
Kayserili dostum: Ben Hollanda da gömüleceğim mezarlıklar çok bakımlı yeşilliklerle çiçeklerle ve bir park havasında…
Ben: Ben yakılacağım
K.D: Ciddi mi?
Ben: Ciddi
K.D: Niye?
Ben: Zaten öteki dünyaya gittiğimde yakarlar, başları kalabalık… Uğraştırmayım…
K.D: Yakılma olayı Hollanda da çok pahalı… Sana tavsiyem evini yak hem bedavaya gelir hemde çocuklarına birşeyler kalır…
Hayat ironiyle güzel… fazla kafaya takmayın hayatı ve hayatı tadında yaşayın…Yarın çok geç olmadan…
The post Hayat Kısa Değmez Ağlaşmaya… first appeared on Hollanda Haberleri.

6 saat önce
27












Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·