Hiçbir şiddetin olmadığı bir dünya hayalim var.
Ama gerçekler, her sabah yeni bir savaş haberiyle yüzümüze çarpıyor.
Bugün savaşlar, güvenlik gerekçeleriyle;
şiddet, “meşru savunma” cümleleriyle; yoksulluk ise kader masallarıyla pazarlanıyor.
Oysa savaşları çıkaranlar cephede değil, şiddeti kutsayanlar yara almıyor,
açlığı yönetenler hiçbir zaman aç kalmıyor.
Ülkeleri yönetenlerin en büyük sorunu halkları değil, egoları.
İktidar, hizmet için değil; gösteri, güç ve tahakküm için kullanılıyor.
Adalet, güçlülerin cebinde;
hukuk, zayıfların omzunda bir yük;
güvenlik ise yalnızca “bizden olanlara” tanınan bir ayrıcalık.
Dil, ırk, renk, din, inanç, yaşam biçimi…
İnsanlık tarihinin en ucuz düşman üretme araçları.
Birini “öteki” ilan ettiğiniz anda, şiddetin önü açılıyor, vicdan sessize alınıyor.
Oysa biliyoruz:
Bu dünyada herkese yetecek kadar gıda var.
Su var.
Hava var.
Kıt olan kaynaklar değil; kıt olan ahlak.
İnsanlar açlıktan ölürken, gıdalar çöpe gidiyor.
Çocuklar bombalar altında büyürken, hiç utanmadan silah şirketleri rekor kârlar açıklıyor.
Bu tabloya “kaçınılmaz” demek, suça ortak olmaktır.
Üstelik hepimiz biliyoruz:
Kazandıklarımız, biriktirdiklerimiz, mal varlıklarımız, makamlarımız…
Bir gün, bir saniyede, hiçbirini yanımıza alamayacağız.
Öldükten birkaç saat sonra, çürümeye başlayan bedenlerimizi kokmasın diye toprağa veriyoruz; ya da yakıp yok ediyoruz.
Bu kadar geçici bir bedene, bu kadar kalıcı zulmü nasıl yakıştırıyoruz?
O hâlde sormak gerekiyor:
Bu savaşlar kimin için?
Bu şiddet kime hizmet ediyor?
Ben barış içinde bir dünya hayal ediyorum.
Ama hayal kurmak yetmiyor.
Çünkü barış, romantik bir temenni değil; ahlaki bir zorunluluktur.
Ve bugün, bu zorunluluktan kaçan herkes tarihin karanlık dipnotlarında yerini alıyor.
Bu savaşlar tesadüf değil.
Bu şiddet bir sapma değil.
Bu yıkım, iktidarın, sermayenin ve militarizmin ortak ürünüdür.
İktidar, korku üretmeden ayakta kalamayacağını bildiği için savaşı diri tutar.
Sermaye, kârını büyütmek için ölümü pazara sürer.
Militarizm ise şiddeti bir erdem, itaati bir fazilet gibi sunar.
Bu düzende barış, tehlikelidir.
Çünkü barış, sorgulayan insan üretir.
Sorgulayan insan, iktidarı rahatsız eder.
Bu yüzden barış ötelenir, bastırılır, suçlanır.
Ama gerçek şudur:
Silahların konuştuğu yerde ahlak susar.
Piyasaların yönettiği yerde insan değersizleşir.
Güç kutsandığında, adalet gömülür.
Ben barış içinde bir dünya hayal ediyorum.
Ve artık biliyorum ki bu hayal,
iktidarın konforunu,
sermayenin iştahını,
militarizmin kutsallarını rahatsız ediyor.
O hâlde mesele hayal kurmak değil.
Mesele,
kimin tarafında durduğunu açıkça ilan edebilmektir.
“Bugün dünyada barışın önündeki en büyük engel; güvenlik söylemiyle meşrulaştırılan iktidar, kâr hırsıyla beslenen sermaye ve ölümü kutsallaştıran militarizmdir — gerisi sadece bahanedir.”
Dostça selamlarımla,
Kamil Kopuz
Kkopuz53@gmail.com
The post HAYALİM VAR (AMA GERÇEKLER DAHA YAKICI) first appeared on Hollanda Haberleri.

1 gün önce
56













Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·