Gürültü ve Hakikat

3 hafta önce 54

Venezüella…
ABD saldırdı.
Sonrası bildik: Kaçırma tartışmaları, ekranlardan taşan yorumlar, bitmeyen hükümler.

 

Bir bakıyorsunuz Maduro diktatör.
Bir bakıyorsunuz müdahale meşru.
Bir bakıyorsunuz “Maduro gitti, halk bayram ediyor.”
Yolsuzluk deniyor.
Rüşvet deniyor.
Ekonomi deniyor.

İki gün geçti geçmedi; memlekette herkes Venezüella uzmanı oldu.
Doğrudur, bu ülkemizin pek çok eksiği vardır.
Ama uzman konusunda hiçbir zaman eksiği olmadı.
Hatta fazlası oldu.

Oysa yapılacak şey zor değil.
Gürültüyü kısmak yeter.
Tozu indirmek yeter.
Ve şu basit soruya dönmek yeter:

Kimdir Nicolás Maduro?
1962’de Caracas’ta doğdu.
İşçi bir ailenin çocuğu.
Uzun yıllar otobüs şoförlüğü yaptı.
Sendikaların yasaklandığı yıllarda sendikacılık yaptı.
Bir dönem bas gitar çaldı, şarkı söyledi.
Hayatı yukarıdan değil, aşağıdan aktı.

 

Salonlardan değil, sokaklardan geçti.
Beşinci Cumhuriyet Hareketi’nin kurucularındandı.
Sonra o hareket Venezüella Birleşik Sosyalist Partisi ile birleşti.
Chávez öldüğünde yerine geçti.
Ve Chávez’in bıraktığı yerden devam etti.

 

Ne yaptı?
Chávez’in başlattığı petrol ve kaynak millîleştirme politikalarını sürdürdü.
Geri adım atmadı.

İşte mesele tam burada başladı.
ABD çıkarlarına direnen herkes gibi Maduro da hızla etiketlendi.
Adı kondu: Diktatör.
Aynı ithamlar, yıllar önce Chávez için de aynı ağızlardan yapılmıştı.Gürültü ve Hakikat

Venezüella…
ABD saldırdı.
Sonrası bildik: Kaçırma tartışmaları, ekranlardan taşan yorumlar, bitmeyen hükümler.

Bir bakıyorsunuz Maduro diktatör.
Bir bakıyorsunuz müdahale meşru.
Bir bakıyorsunuz “Maduro gitti, halk bayram ediyor.”

Yolsuzluk deniyor.
Rüşvet deniyor.
Ekonomi deniyor.

İki gün geçti geçmedi; memlekette herkes Venezüella uzmanı oldu.
Doğrudur, bu ülkemizin pek çok eksiği vardır.
Ama uzman konusunda hiçbir zaman eksiği olmadı.
Hatta fazlası oldu.

Oysa yapılacak şey zor değil.
Gürültüyü kısmak yeter.
Tozu indirmek yeter.
Ve şu basit soruya dönmek yeter:

Kimdir Nicolás Maduro?

1962’de Caracas’ta doğdu.
İşçi bir ailenin çocuğu.
Uzun yıllar otobüs şoförlüğü yaptı.
Sendikaların yasaklandığı yıllarda sendikacılık yaptı.
Bir dönem bas gitar çaldı, şarkı söyledi.

Hayatı yukarıdan değil, aşağıdan aktı.
Salonlardan değil, sokaklardan geçti.

Beşinci Cumhuriyet Hareketi’nin kurucularındandı.
Sonra o hareket Venezüella Birleşik Sosyalist Partisi ile birleşti.
Chávez öldüğünde yerine geçti.
Ve Chávez’in bıraktığı yerden devam etti.

Ne yaptı?
Chávez’in başlattığı petrol ve kaynak millîleştirme politikalarını sürdürdü.
Geri adım atmadı.

İşte mesele tam burada başladı.

ABD çıkarlarına direnen herkes gibi Maduro da hızla etiketlendi.
Adı kondu: Diktatör.
Aynı ithamlar, yıllar önce Chávez için de aynı ağızlardan yapılmıştı.

Karşısına çıkarılan muhalefetin sicili de öğreticidir.
Nobel verilen muhalefet figürü, ödülünü Trump’la paylaşmak istediğini açıkladı.
Muhalefetin karakterini anlamak için bundan daha açık bir ipucu zor bulunur.

Aynı kelime İsrail için kullanılmadı.
Aynı hassasiyet Trump’ın Grönland heveslerinde görülmedi.
Kanada’yı ilhak lafları “şaka” sayıldı.

Demek ki mesele demokrasi değil.
Demek ki mesele özgürlük hiç değil.
Mesele teslimiyet.

Venezüella yıllardır ambargo altında.
Ekonomik.
Siyasal.
Sistemli.

Yine de ayakta durmaya çalışıyor.
Tarih şunu söylüyor: Emperyal düzen direnene bedel ödetir;
ama boyun eğeni de hiçbir zaman ciddiye almaz.

Bugün tartışmaların kendisi bile taraflı.
Çünkü söz, sahibini gizleyemez.

Kim konuşuyor?
Hangi merkezden?
Kimin çıkarı adına?

Bunlara bakmadan kurulan her cümle eksiktir.

Savaşta kendi yerini bulamıyorsan, düşmanın durduğu yere bak.
Oradan baktığında tablo sadeleşir.
Kimin nerede durduğu görünür.

Soru zor değil:
ABD’nin yanında mısın,
yoksa ambargolarla, darbelerle, saldırılarla kuşatılanların yanında mı?

Gerisi laf.
Gerisi gürültü.
Karşısına çıkarılan muhalefetin sicili de öğreticidir.
Nobel verilen muhalefet figürü, ödülünü Trump’la paylaşmak istediğini açıkladı.
Muhalefetin karakterini anlamak için bundan daha açık bir ipucu zor bulunur.
Aynı kelime İsrail için kullanılmadı.
Aynı hassasiyet Trump’ın Grönland heveslerinde görülmedi.
Kanada’yı ilhak lafları “şaka” sayıldı.

Demek ki mesele demokrasi değil.
Demek ki mesele özgürlük hiç değil.
Mesele teslimiyet.
Venezüella yıllardır ambargo altında.
Ekonomik.
Siyasal.
Sistemli.

Yine de ayakta durmaya çalışıyor.
Tarih şunu söylüyor: Emperyal düzen direnene bedel ödetir;
ama boyun eğeni de hiçbir zaman ciddiye almaz.

Bugün tartışmaların kendisi bile taraflı.
Çünkü söz, sahibini gizleyemez.

Kim konuşuyor?
Hangi merkezden?
Kimin çıkarı adına?

Bunlara bakmadan kurulan her cümle eksiktir.
Savaşta kendi yerini bulamıyorsan, düşmanın durduğu yere bak.

 

Oradan baktığında tablo sadeleşir.
Kimin nerede durduğu görünür.
Soru zor değil:
ABD’nin yanında mısın,
yoksa ambargolarla, darbelerle, saldırılarla kuşatılanların yanında mı?
Gerisi laf.
Gerisi gürültü.

The post Gürültü ve Hakikat first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku