Göçebe Aşk

1 ay önce 119

 

Karacaoğlan’ın şiirlerini okurken insan bazen yanılır. Onu yalnızca bir aşk ozanı sanır. Oysa şiirlerinde yalnız sevda değil, göçer Türkmen dünyasının hayat anlayışı da vardır. Bu yüzden Karacaoğlan’ı anlamak, biraz da Torosları, yaylaları ve konup göçen insanların dünyasını anlamaktır.

 

Eski Türk toplumunda “ak bodun” ve “kara bodun” ayrımı vardır. Ak bodun yönetenleri ve soyluları, kara bodun ise halkı ifade eder. Karacaoğlan adının tarihsel bir rastlantı mı yoksa bilinçli bir tercih mi olduğu bilinmez. Ama şiirlerinin tarafı bellidir. Onun sesi saraylardan değil obalardan yükselir. Ak bodunun değil, kara bodunun sesidir.

 

Coşkun sular gibi akıp durulma
Kuru gazel gibi esip savrulma
Nerde güzel görsen ona çevrilme
Bizim ilde cana kıyar beğler var

 

Karacaoğlan’ın şiirlerinde beğler de vardır. Ama beğlerin dünyası yoktur. Çünkü onun sözü beğ konağından değil, oba ateşinin başından yükselir.

Onun yaşadığı çağ, Anadolu’da göçer Türkmen topluluklarının yerleşik düzene çekilmeye çalışıldığı, konup göçmenin giderek zorlaştığı bir dönemdir. Bu yüzden şiirlerinde yalnız bireysel duygular değil, bir topluluğun belleği de yer alır. Torosları aşan sesi biraz da buradan gelir.

 

Dirilirler dirilirler gelirler
Huzur-ı mahşerde divan dururlar
Harâmî var diye korku verirler
Benim ipek yüklü kervanım mı var

 

Bu dizelerde halkın dünyaya bakışı vardır. Yoksulun alaycı bilgeliği… İpek yüklü kervanları olmayanların korkuları da başkadır. Karacaoğlan dünyaya da ahirete de halkın gözünden bakar. Onun şiirlerinde servetin, iktidarın ve kudretin gösterişi yoktur.

 

Belki de bu yüzden aşkı da başkadır.

Karacaoğlan lügatında aşk, güzeli sevmek değil güzel sevmektir. Aradaki fark küçük görünür ama değildir. Güzeli sevmek bir kişiye bağlanmaktır. Güzel sevmek ise bir hâle, bir tavra dönüşür. Karacaoğlan’ın şiirlerinde sevda bir menzil değil, yolculuktur.

 

Seğirttim ardından yettim
Eğildim yüzünden öptüm
Adın bilirdim unuttum
Çağırmayı, çağırmayı

 

Karacaoğlan aşkın hallerini bilendir. Ona hükmetmeye çalışmaz; kendini aşkın akışına bırakır. Sevdiğini kimi zaman yeşil başlı ördeğe benzetip göllere daldırır, kimi zaman “sunam” diye seslenir. Seher yeliyle, turnayla haber yollar. Onun şiirlerinde aşk yalnız iki insan arasında yaşanmaz; doğanın da katıldığı büyük bir konuşmaya dönüşür.

Çünkü onun aşkı da kendisi gibi göçebedir.

Yerleşik insan toprağa bağlanır, göçer insan ufka. Biri ev kurar, diğeri yol. Karacaoğlan’ın gönlü de böyledir; bir yerde uzun süre konaklamaz.

 

Karacoğlan der ki kondum göçülmez
Acıdır ecel şerbeti içilmez
Üç derdim var birbirinden seçilmez
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

 

Ayrılık, yoksulluk ve ölüm…

Bir halkın yüzyıllardır değişmeyen üç büyük gerçeği.

Ayrılık göçün kaderidir. Yoksulluk emekçinin yüküdür. Ölüm ise herkesin payına düşen son menzildir. Karacaoğlan’ın büyüklüğü bu gerçekleri büyük sözlerle değil, herkesin anlayacağı kadar yalın söyleyebilmesindedir.

 

Çünkü bu yalınlık tesadüf değildir. Âşıklar sarayların sesi değildir. Dilini halktan alanlar, sözü de halkın anlayacağı biçimde söyler.

Kurtla, kuşla, ağaçla, dağla söyleşir. Tabiat onun için yalnızca bir manzara değildir; hayatın ayrılmaz parçasıdır. Ama en çok da kendi gönlüyle konuşur.

 

Deli gönül gezer gezer gelirsin
Arı gibi her çiçekten alırsın
Nerde güzel görsen orda kalırsın
Ben senin derdini çekemem gönül

 

Bu dörtlükte konuşan yalnız şair değildir. Göçer ruhun kendisidir. Bir yere bağlanamayan, gördüğü her güzelliğe yönelen, durduğu yerde duramayan o eski Türkmen nefesi…

Aşkın kendisine âşık olan ozanlardan biridir Karacaoğlan.

 

Nasreddin Hoca göle maya çalarken bilgeliği suya bırakır. Karacaoğlan ise Anadolu’nun gönlüne maya çalar.

O mayadan türküler doğar, âşıklar yetişir, göçerlerin sözlü kültürü beslenir.

İzleri Yaşar Kemal’de de görülür, Torosların hikâyelerinde de, halkın dilinde yaşayan türkülere kadar uzanır.

 

Bugün Anadolu’nun herhangi bir yerinde bir türkü yükselse, içinde biraz Karacaoğlan vardır.

 

Karacaoğlan düşse yola

Bülbül figan eder güle

Güzel sevmek bir sarp kale

Ya alınır ya alınmaz

The post Göçebe Aşk first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku