Fransa’yı 8 yıl önce yazmıştım:

Atatürk olmasaydı, benim adım belki de François (Fransuva) olacaktı

Fransa’nın kirli sömürgeci geçmişini aramak için Türkiye’de yaptıklarına bakmamız yeterli.

İlhan KARAÇAY yazdı:

Bu günlerde herkes kafayı Fransa’ya taktı. Cumhurbaşkanımız, Fransa’yı geçmişi ile gündeme getirerek, kirli sömürgeciliğini anlattı. Bunun üzerine de pek çok siyasetçi ve yazar ‘Fransa’ ile ilgili konuştu ve yazdı.
En son yazanlardan biri de Yılmaz Özdil oldu.
Altta bu yazısını görebileceğiniz Özdil, Fransa’nın kirli geçmişini anlatmak için, dünyayı örnek göstermemize gerek olmadığını, Fransa’nın Türkiye’de yaptıklarını anlatmanın yeterli olacağını güzel bir dille anlatmış.

Naçizane şahsım, 2012 yılında yayınladığım ‘Türkiye-Hollanda ilişkileri’ konulu kitabımın Giriş bölümünde, benim doğup büyüdüğüm Çukurova ve etrafını işgal etmiş olan Fransa’ya atfen birkaç kelime yazmıştım.
C:UsersIlhanDesktopKASIM AYINA GIRECEKLERindir.jpg C:UsersIlhanDesktopKASIM AYINA GIRECEKLER840x1200 (1).jpg
İsterseniz kitabımın Giriş bölümündeki o paragrafın Türkçe ve Hollandacasına bir göz atalım:

‘Hollanda okul kitaplarında yer almayan, ancak arşivlerde bulunabilen verilere göre, Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki Sultanlar ve Padişahlar, o zaman bir Cumhuriyet olan Hollanda’ya büyük destek sağlamışlardır. Öyle ki, 80 yıl süren savaş sırasında İspanyollar’a karşı Hollanda’yı destekleyen Osmanlılar, Hollanda’nın bağımsızlında büyük rol oynamıştır.
(Hollanda devletini ilk tanıyan ülke de Osmanlı olmuştur)
Bu konuları yakından bilen pek çok Hollandalı dostumuz bize, ‘İyi ki Osmanlılar vardı. Yoksa bugün burada İspanyolca konuşuyor olacaktık. Siz de Türkiye’den kalkıp bize gelmeyecektiniz’ diye esprili konuşuyorlar.

Evet, Osmanlılar olmasaydı belki de bugün Hollanda olmayacaktı ve biz de bu ülkeye gelmeyecektik. Ben de bugünki eşime, çocuklarıma ve torunlarıma sahip olamayacaktım.
Bu nedenle Osmanlı’ya çok şey borçluyuz.
Ama daha sonra hastalanan Osmanlı’nın başına leş kargası gibi çöken düşmanları, halk ile el ele vererek ülkemizden kovan Atatürk de olmasaydı, belki benim adım da İlhan değil François (Fransuva) olacaktı. Zira benim doğduğum yöreyi Fransızlar işgal etmişti.’

Üstteki satırlarda, Fransa’nın Çukurova ve etrafında ne gibi barbarlıklar yaptığını yazmamıştım. Ama Yılmaz Özdil yazmış bunları.
Özdil’in yazısına girmeden önce, kitabımın Giriş bölümünde yer alan üstteki görüşümün Hollandacasını da eklemek istiyorum. (Hollandalı dostlarınıza sunmanız için tabii…)

C:UsersIlhanDesktopKASIM AYINA GIRECEKLERIMG_1257.jpg

De Sultans en de Keizers van het Osmaanse Rijk hebben, volgens gegevens die niet in de schoolboeken staan maar die wel in de archieven t evinden zijn, de toenmalige republiek der Nederlanden grote steun gegeven. De osmanen hebben zelfs een grote rol gespeeld in de onafhankelijkheid van Nederland, door middel van hun steun tijdens de tachtig-jarige oorlog tegen Spanje.
Nederlandse vrienden, die veel van dit onderwerp weten, maken hierover grapjes tegen ons als:’Gelukkig waren de Osmanen er. Anders zoouden wij nu Spaans spreken en waren jullie nooit vanuit Turkije hier naar toe gekomen.’

Ja, als de Osmanen er niet gewesst waren, zou Nederland nu misschien niet bestaan en zouden wij wellicht niet naar dit land gekomen zijn. Ik zou dan nooit mijn huidige echtgenote zijn tegengekomen en ik zoou niet de kinderen en kleinkinderen hebben die ik nu heb. Alleen om deze redenen zijn wij veel dank verschuldigd aan de Osmanen.
Maar als Atatürk er niet geweest was om de vijanden die als gieren op het later ziek geworden Osmaanse Rijk afkwamen samen met de bevolking te verjagen, dan was mijn naam misschien niet İlhan maar François geweest. Mijn geboorte stad was namelijk toendertijd omsingeld door de Fransen.’

İşte böyle sevgili ve değerli okurlarım. Benim 8 yıl önce ayrıntılı girmediğim Fransa konusunu şimdilerde herkes dillendiriyor.
Tabii ki dillendirenler arsında siyasi eleştiriler de var.
Ben kendimi bu siyasi eleştirilerden soyutluyorum.
Bakınız, Yılmaz Özdil bu konuyu nasıl dillendirmiş:

Fransa’ya pek öfkelendik.

Asrın liderimiz açtı ağzını yumdu gözünü.

“Siz değil misiniz Ruanda’da insanları katleden” diye bağırdı.

“Siz değil misiniz Cezayir’de insanları katleden” diye hesap sordu.

“Siz değil misiniz sömürge için Afrika’yı işgal eden” diye hatırlattı.

“Siz katilsiniz, katil” dedi.

Elbette hepsi insan evladıdır, kimse kimseyi öldürmesin ama, Ruanda’dan bize ne birader?

Fransa’nın tarihteki insanlık suçlarına hesap soracaksak, düşüne düşüne aklımıza Cezayir mi geliyor?

Fransa’nın sömürge için işgal ettiği ülkelere örnek vereceksek, tee Afrika’ya gitmeye gerek var mı?

Antep niye Gazi?

Maraş niye Kahraman?

Urfa niye Şanlı?

Kimin işgaline karşı verdik bu sıfatları bu şehirlerimize?

Kim silah zoruyla oturdu topraklarımıza?

Türk insanına katliamın feriştahını kim yaptı?

■ Antep’te “14 Şehit Anıtı” var, Kuvayı Milliye müfrezesine ekmek su taşırken yakalanıp, birbirlerine bağlanarak yaylım ateşle kurşuna dizilen, cansız bedenleri süngülenen, henüz 12 yaşındaki 14 çocuğumuz anısına dikildi… Kim katletti onları?

■ “Şayet düşman geçerse, anca naaşımın üzerinden geçer” diyen Şahin Bey, hangi düşmana karşı vücudunu siper etti?

■ Barikatlar kurup, mahalle mahalle, sokak sokak vuruşmadık mı Antep’te? Kiminle vuruştuk?

■ Ahali namazdayken, camilerimizi top atışına tutanlar kimdi?

■ Kadınlarımız tohumluk olarak depolanan zerdali çekirdeklerini kırıyor, eziyor, kepekle karıştırıp ekmek yapıyordu, atlar, eşekler tükenmişti, kedileri bile yemek zorunda kaldık… Antep’i böylesine öldüresiye kuşatma altında tutan kimdi?

■ Maraş Kalesi’ndeki Türk Bayrağı’nı yırtarak kim indirdi?

■ Maraş’ta köylerimizi kim yaktı?

■ Tekke kilisesi’ni cephanelik olarak kullanıyorlardı, adeta kale gibi koruyorlardı, burasını imha edebilmek için kendisini feda edecek, tereddüt etmeden ölümün üstüne yürüyecek bir gönüllüye ihtiyaç vardı, Yusuf çavuş “ben giderim” dedi, kapı gibi pehlivandı, beline dinamit lokumlarını sardı, havanın kararmasını bekledi, zifiri karanlıkta binanın arkasına yaklaştı, ön kapıda nöbet tutanlara görünmeden tırmanmayı başardı, çatıya çıktı, kiremitleri kaldırdı, kasaturasıyla oya oya delik açtı, kelime-i şahadet getirdi, kibriti çaktı, fitilleri ateşledi, dinamit lokumlarını peşpeşe kilisenin içine bıraktı, kulakları sağır eden bir gürültü koptu, cephanelik kilise yokoldu, Yusuf çavuş şehit oldu… Kime karşı şehit oldu?

■ Kuvayı Milliye saflarında Urfa’nın kurtuluş mücadelesine katılan Iraklı Arap aşiret lideri Uceymi Sadun paşa, hangi ülkenin ordusuyla çarpıştı?

■ Adana’da kelimenin tam manasıyla Türk soykırımı yapan, savunmasız sivilleri katleden, ağaçlara asan, kuyulara atan, kadınlarımıza öldürünceye kadar tecavüz eden, kadınlarımızın bileziklerini küpelerini soymak için, ellerini kulaklarını kesen, Kozan’da mesela, defterdar Hamdi efendiyi, mektupçu Ali Rıza efendiyi, emekli yüzbaşı Mehmet beyi, diri diri fırında yakan, kimdi?

■ Kıbrıs’taki askeri kampta İngilizler tarafından eğitilen 120 bin Ermeni’ye üniforma giydirip, üstümüze salan kimdi?

■ Bugün Cezayir’in, Afrika’nın haklarını filan savunuyoruz ama… O günlerde Cezayir askerleri, Senegal askerleri, bizim topraklarımızda hangi ülkenin üniformasıyla Türk öldürüyordu?

■ Ankara müftüsü Börekçizade Rıfat efendi’nin başkanlığında, yurtsever din adamlarımız tarafından kaleme alınan Anadolu fetvası’nda “Adana, Antep, Maraş ve Urfa’ya tecavüz ediliyor” denmiyor muydu? Topraklarımıza tecavüz eden kimdi?

■ Sevr antlaşmasıyla Adana, Antep, Urfa kime bırakılmıştı?

■ Mersin’i kim ateşe verdi?

■ Hatay’ı bize gazeteden biriktirdiğimiz kuponla mı verdiler?

■ İstanbul’un fethini kutlamak yasaklanırken, aynı İstanbul’da hangi ülkenin devriminin yıldönümü kutlanıyordu?

■ Türk milleti katledilirken, topraklarımızda insanlık suçları işlenirken, “Liberte, Egalite, Fraternite” yani “özgürlük, eşitlik, kardeşlik” sloganlarıyla Taksim’de resmi geçit yapanlar kimlerdi?

Ama, illa Fransız suçu arıyorsan, Ruanda’da ne işin var?

Antep’i anlatacaksın.

Maraş’ı hatırlatacaksın.

Urfa’nın hesabını soracaksın.

Adana’yı örnek göstereceksin.

 



Post Views:
84





Source link

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir