Hayatın en yorucu tarafı bazen yaşadıklarımız değil, yaşadıklarımız hakkında herkesin söyleyecek bir sözünün olmasıdır.
Bir karar alırsınız. Daha ilk adımda biri çıkar, “Yanlış yapıyorsun,” der. Bir başkası, “Ben olsam asla böyle davranmazdım.” Üçüncüsü ise hiç tereddüt etmeden doğrusunu anlatmaya koyulur.
Sanki herkes, başkasının hayatının editörü olmaya gönüllü.
Oysa ne kadar farklı insan varsa, o kadar farklı doğru vardır. Ve herkes, kendi penceresinden baktığı manzarayı tek gerçek sanır.
Tam da bu yüzden, Nasreddin Hoca’nın yıllardır anlatılan “Hoca, çocuk ve eşek” fıkrası bugün belki de hiç olmadığı kadar güncel.
Hoca, oğlu ve eşeğiyle yola çıkar. Önce çocuk eşeğe biner, Hoca yürür. Yoldan geçenler hemen yorum yapar:
“Yaşlı adam yürüyor, çocuk keyif sürüyor. Yazık değil mi?”
Hoca sesleri duyar, yer değiştirir. Bu kez kendisi eşeğe biner, çocuk yürür.
Bu defa başka birileri konuşur:
“Çocuğa hiç mi acımıyorsun?”
Hoca yine itirazlara kulak verir; bu kez ikisi birlikte eşeğe biner.
Yeni eleştiri gecikmez:
“Eşeğe yazık! İki kişi birden binilir mi?”
Sonunda ikisi de eşekten iner, birlikte yürümeye başlar.
Ama kalabalık yine memnun değildir:
“Madem eşek var, neden yürüyorsunuz?”
İşte fıkranın asıl gücü burada saklıdır.
Ne yaparsanız yapın, mutlaka birilerini memnun edemezsiniz. Çünkü insanların değerlendirmesi çoğu zaman sizin gerçeğinize değil, kendi bakış açılarına dayanır.
Bugün bu kalabalık sadece sokaklarda değil. Sosyal medyada, iş yerinde, aile sofralarında, arkadaş sohbetlerinde…
Herkesin bir fikri, bir önerisi, bir eleştirisi var.
Üstelik çoğu zaman siz istemeden.
Oysa kimse sizin yükünüzü taşımıyor. Kimse geceleri sizin yerinize düşünmüyor. Kararlarınızın sonuçlarını da sizden başka kimse yaşamıyor.
Bu yüzden hayatın en önemli becerilerinden biri, başkalarının sesini tamamen susturmak değil; kendi sesinizi onlarınkinden ayırt edebilmektir.
Çünkü başkalarının doğrularıyla yürüdüğünüz yol, bir süre sonra size yabancılaşır. Yanlış olduğunda hesabını siz verirsiniz; doğru olsa bile, içinize tam olarak sinmez.
Nasreddin Hoca’nın fıkrası bize aslında çok sade ama güçlü bir gerçeği hatırlatıyor:
Kalabalık konuşur.
Konuşmaya da devam eder.
Ama o yolu yürüyen yalnızca sizsiniz.
Belki de asıl soru şudur:
Eşeğe kim binsin?
Cevabı başkalarında aradığınız sürece herkesin farklı bir fikri olacaktır.
Ama cevabı kendiniz verdiğiniz gün, başkalarının sesinden çok kendi vicdanınızı dinlemeye başlarsınız.
Bu hafta, kalabalığın sesini biraz kısalım.
Kendi iç sesimizi biraz daha dikkatle dinleyelim.
Çünkü hayat, herkesi memnun etmeye çalışarak değil; kendi doğrularımızın sorumluluğunu alarak güzelleşiyor.
The post Eşeğe Kim Binsin? first appeared on Hollanda Haberleri.

2 gün önce
66











Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·