İnsanlık tarihi boyunca erdem, en çok övülen ama en az yaşanan değerlerden biri olmuştur.
Herkes erdemden söz eder, ahlâktan bahseder, doğruluğu savunur; ancak iş yaşamaya gelince çoğu insanın sözleri ile davranışları arasında derin uçurumlar ortaya çıkar.
İşte bu uçurumun adı iki yüzlülüktür.
Saygınlık, makam, şöhret veya servet bazen insanın karşısına tesadüfen çıkabilir.
İnsan, hak etmeden de alkışlanabilir, övülebilir veya toplumda yüksek bir konuma ulaşabilir.
Fakat erdem böyle değildir. Erdem satın alınamaz, miras bırakılamaz, başkalarından ödünç alınamaz.
O ancak kişisel çabanın, vicdan muhasebesinin ve ahlâki disiplinin sonucunda kazanılır.
Bu nedenle erdemli olmak zordur.
Çünkü erdem, insanın önce kendisiyle yüzleşmesini gerektirir.
Kendi kusurlarını görmek, hatalarını kabul etmek ve çıkarlarına rağmen doğru olanı savunmak cesaret ister.
İki yüzlülük ise kolaydır.
İnsanların duymak istediklerini söylemek, bulunduğu ortama göre fikir değiştirmek, farklı maskeler takarak yaşamını sürdürmek çoğu zaman daha az bedel gerektirir.
Günümüzde ne yazık ki iki yüzlülük birçok alanda sıradanlaşmıştır.
Dürüstlük nutukları atanların yolsuzluklara karıştığını, ahlâk dersleri verenlerin kendi ilkelerini çiğnediğini, adalet isteyenlerin güç ellerine geçtiğinde adaleti unuttuğunu sıkça görüyoruz.
İnsanların söyledikleri ile yaptıkları arasındaki mesafe büyüdükçe toplumun güven duygusu da zayıflıyor.
Oysa gerçek erdem, insanın yalnızca başkalarına karşı değil, kendisine karşı da dürüst olabilmesidir.
Doğa insanın içine çeşitli duygu ve düşünceler yerleştirir.
Kızgınlık, korku, kıskançlık, sevgi veya merhamet hissetmek insan olmanın doğal parçalarıdır.
Erdem, bu duyguların varlığını inkâr etmek değil, onları tanımak ve yönetebilmektir.
Gerçek duygu ve düşüncelerini kabul eden insan samimidir; onları gizleyip sahte bir kişilik sergileyen ise iki yüzlülüğün kapısını aralar.
Bilgelik, insanın aklını ölçü almasıyla başlar.
Ölçüsüz hırsların, sınırsız arzuların ve bitmeyen çıkar hesaplarının insanı mutlu etmeyeceğini anlayan kişi, gerçek hazzın ölçülülükte olduğunu kavrar.
Böyle bir insan, başkalarının gözünde büyük görünmeye çalışmaz; kendi vicdanının huzurunu korumaya çalışır.
Ömrümüz boyunca erdem ve bilgelik kazanmak için çaba göstermeliyiz. Çünkü erdem, insanın sahip olabileceği en değerli servettir.
Servet kaybolabilir, makam sona erebilir, şöhret unutulabilir.
Ancak erdemli bir yaşamın bıraktığı iz, insanın ardından yaşamaya devam eder.
Belki de bugün toplum olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; daha fazla zenginlik, daha fazla güç veya daha fazla gösteriş değil, daha fazla samimiyet ve daha fazla erdemdir.
Çünkü iki yüzlülüğün hâkim olduğu yerde güven yok olur; erdemin hâkim olduğu yerde ise insanlık yeniden filizlenir.
Erdemin insanın dışarıya gösterdiği bir maske değil, kendi vicdanıyla kurduğu dürüst ilişki olması.
Dostça selamlarımla,
Kamil Kopuz
kkopuz53@gmai.com
The post ERDEM VE İKİ YÜZLÜLÜK first appeared on Hollanda Haberleri.

1 saat önce
10













Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·