Avrupa Parlamentosu’nda “siyasal İslamcı ağlar” başlığıyla kabul edilen karar, Müslümanların hakları ve ayrımcılık tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. EMISCO, aynı gün Varşova’da hoşgörü, eşitlik ve din özgürlüğünü savunarak Avrupa’ya çifte standarttan kaçınma çağrısı yaptı.
STRASBURG / VARŞOVA – 8 Ekim 2026
Avrupa Müslüman Sosyal Uyum Girişimi (EMISCO), Avrupa’da Müslüman topluluklara yönelik şüphe ve dışlayıcı yaklaşımların giderek normalleştirilmesine karşı uyarıda bulundu. Kurumun 8 Ekim 2026 tarihli basın açıklamasında, Avrupa’da eşitlik ve din özgürlüğünün savunulması gerektiği vurgulanırken, Müslümanların meşru sivil toplum faaliyetlerinin güvenlik tartışmaları üzerinden şüpheli gösterilmesine tepki gösterildi.
EMISCO’nun “İki Avrupa, Aynı Gün” başlığını taşıyan açıklaması, aynı gün Varşova ve Strasburg’da yaşanan iki gelişmeyi karşı karşıya getiriyor. Kurum, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) Varşova’daki insani boyut konferansında hoşgörü, eşitlik ve din veya inanç özgürlüğünün savunulmasına dikkat çekerken, Avrupa Parlamentosu’nda kabul edilen ve “siyasal İslamcı ağlar” konusunu ele alan kararı eleştirdi.
Avrupa Parlamentosu’ndaki karar tartışma yarattı
EMISCO’nun açıklamasına göre Avrupa Parlamentosu’nda söz konusu karar, 381 kabul, 167 ret ve 15 çekimser oyla kabul edildi.
Karar; finansman kaynaklarının incelenmesi, yabancı kaynakların şeffaflığının artırılması, kurumlara erişimin sınırlandırılması ve belirli yapıların Avrupa Birliği’nin terör listesi ölçütleriyle karşılaştırılarak değerlendirilmesi gibi başlıkları içeriyor.
EMISCO ise bu yaklaşımın uygulanış biçiminin Müslüman toplulukların Avrupa’daki görünürlüğünü, eşit katılımını ve özgür yaşamını olumsuz etkileyebileceğini savunuyor. Kuruma göre, güvenlik gerekçeleriyle yürütülen incelemeler ile Müslümanların meşru sivil toplum faaliyetleri arasında açık bir ayrım yapılması gerekiyor.
Açıklamada, şiddet içeren veya hukuka aykırı faaliyetlerin soruşturulmasının mevcut hukuk çerçevesinde mümkün olduğu belirtilirken, bu durumun bütün bir topluluk üzerinde toplu şüphe oluşturmak için gerekçe yapılamayacağı ifade ediliyor.
“Güvenlik politikaları toplu şüpheye dönüşmemeli”
EMISCO, terörle mücadele ve güvenlik politikalarının hukuki dayanaklara, somut kanıtlara ve bireysel sorumluluk ilkesine dayanması gerektiğini vurguluyor. Kurum, siyasi veya dini kimlik üzerinden genelleme yapılmasının ayrımcılığı besleyebileceği ve Müslüman vatandaşların demokratik yaşama katılımını zorlaştırabileceği görüşünde.
Basın açıklamasında, hukuken bağlayıcı olmayan kararların da siyasi ve toplumsal etkiler yaratabileceğine dikkat çekiliyor. EMISCO’ya göre, bu tür kararlar kamuoyunda Müslüman kuruluşlara yönelik güvensizliği artırabilir ve meşru sivil katılım üzerinde caydırıcı bir etki oluşturabilir.
Kurum, Filistin’le dayanışma faaliyetlerinin, başörtüsü hakkını savunmanın ve Müslüman kadınların hakları için girişimlerde bulunmanın, tek başına aşırılık göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Ayrımcılık araştırmaları da gündemde
EMISCO, Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı’nın (FRA) 2024 tarihli Being Muslim in the EU raporuna da atıfta bulunuyor. Açıklamada, raporun Fransa’nın da aralarında bulunduğu 13 AB ülkesindeki Müslümanların ayrımcılık deneyimlerine ilişkin bulgularına dikkat çekiliyor.
Kurumun aktardığı değerlendirmeye göre, ırksal ayrımcılık Avusturya, Almanya ve Finlandiya’da öne çıkan sorunlar arasında yer alırken, Danimarka’da istihdam alanındaki ayrımcılık dikkat çekiyor.
EMISCO, bu verilerin Avrupa genelinde ayrımcılığın nedenleri ve sonuçları hakkında daha kapsamlı bir inceleme yapılması gerektiğini gösterdiğini savunuyor. Kurum, insan hakları mekanizmalarının ve ulusal eşitlik kurumlarının ayrımcılık iddialarını bağımsız biçimde değerlendirmesini, sonuçların kamuoyuyla paylaşılmasını ve etkili takip mekanizmalarının işletilmesini istiyor.
Sivil toplum kuruluşlarına dayanışma çağrısı
Açıklamada, Avrupa Parlamentosu’ndaki karara yönelik eleştirilerin yalnızca Müslüman kuruluşlarla sınırlı olmadığına da işaret ediliyor. EMISCO, Avrupa Parlamentosu’ndaki bazı sol görüşlü üyelerin ve Avrupa Irkçılık Karşıtı Ağı (ENAR) dâhil sivil toplum kuruluşlarının kararla ilgili kaygılarını gündeme getirdiğini belirtiyor.
Kurum, Müslüman kuruluşların ve insan hakları örgütlerinin aşırılıkla ilişkilendirilerek bir tehdit gibi sunulmasının İslamofobiyi ve Müslüman karşıtı önyargıları güçlendirebileceği uyarısında bulunuyor.
EMISCO ayrıca Avrupa Konseyi, Avrupa Irkçılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele Komisyonu (ECRI), AB Temel Haklar Ajansı ve ulusal insan hakları kurumlarına çağrı yaparak, kararın olası etkilerinin izlenmesini ve ayrımcılıkla mücadele politikalarının güçlendirilmesini talep ediyor.
“Avrupa’nın ortak değerleri herkes için geçerli olmalı”
EMISCO’nun açıklamasındaki temel mesaj, Avrupa’da insan hakları ve eşitliğin topluluklar arasında ayrım yapılmadan korunması gerektiği yönünde.
Kurum, Nürnberg Yasaları’nın tarihsel uyarısına atıfta bulunarak ayrımcılığın hukuk yoluyla meşrulaştırılmaması gerektiğini savunuyor. Açıklamada, eşitlik ve ortak değerlerin korunması için Avrupa’daki insan hakları kuruluşlarının, ırkçılık karşıtı derneklerin ve sivil toplumun harekete geçmesi gerektiği belirtiliyor.
EMISCO Sözcüsü Veysel Filiz, açıklamanın sonunda şu ifadeyi kullandı:
“Bugün susarsak, yarın çok daha soğuk ve karanlık bir sabaha uyanmanın önünü açabiliriz.”
EMISCO’nun mesajı, güvenlik politikaları ile din ve inanç özgürlüğü arasındaki dengenin Avrupa gündeminde tartışılmaya devam edeceğine işaret ediyor. Kurum, Müslüman toplulukların görünür, eşit ve özgür biçimde yaşama hakkının korunmasının yalnızca Müslümanların değil, Avrupa’nın demokratik değerlerinin de meselesi olduğunu vurguluyor.

3 saat önce
21












Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·