Kardeşim gibi sevdiğim arkadaşım Ethem Kıskıs (aramızdaki adıyla Hıdır bey) bugün geçirdiği kalp krizi sonucu Almanya’nın Frankfurt şehrine yakın Dietzenbach kasabasında vefat etmistir.
Kastamonu doğumlu, Ankara Hacettepe Üniversitesi’nde öğrenciyken, 12 Eylül öncesi âdeta iç savaş ortamında olan Türkiye’de, ismi bir olaya karıştığı iddiasından dolayı 1979 da yurtdışına çıkmak zorunda kalmıştı. Ben de tam o sıralarda Ülkücü Dâvânın yurtdışı teskilatlanmalarına yardımcı olmak üzere Almanya’ya gönderilmiştim. Ethem kardeşimle o yıl yaza rast gelen Ramazan ayında, kısa bir süre aynı evde kaldık ve birlikte iftarlar yapmıştık. Daha sonra şartlar gereği biraz Almanya’da biraz Fransa’da kalmış ve sonra da tekrar Almanya’ya gelmişti. Teşkilat olarak çıkardığımız tüm yayınlarımızda isimsiz yazılar yazardı. Dergilerimizin teknik ve içerik kontrolünü ülküdaşımız Mustafa Karahan beyle birlikte yaparlardı. Çok güzel bir kritikçi, eleştirmendi. Ben de bu yönünü farkettigim için isimli isimsiz tüm yazılarımı, kitlelere yapacağım konuşma metinlerimi önce O’na verir incelemesini rica ederdim. O, türkçe ve içerik yönünden düzeltmeler yapar benim de onayımı aldıktan sonra yayınlardı. Ben de kalitesine güvendiğim için en ağır eleştirilerini bile anlayışla, sabır ve soğukkanlılıkla karsılardım.
O, hem fikri bakımdan sağlam kafa yapısına sahip, şuurlu ve hem de çalışmalarımızda esirgemediği enerjisiyle, ülkücü hareketin 12 Eylül sonrası dönemde Avrupa’daki merkez yöneticileri olarak çalışmalarımıza -biz ve Allah’tan başka kimsenin bilmediği- çok değerli katkılarda bulunmuştur. O, 10-15 kişilik çekirdek ekibimizin bir üyesiydi. Varlığı ve çalışmalarıyla 12 Eylül ‘e karşı mücadelemizde çok önemli bir moral kaynağımızdı. Direncimizi artıran bir destekçimizdi.
1992 yılında Musa Serdar Çelebi, İhsan Öner, Cevat Saraç, Mustafa Karahan, Nazım Alemdar ve Ali Batman olarak eşlerimizle birlikte O’nun ailesi olduk ve eşi, Dr. Hatice hanımla evlenmelerine katkıda bulunduk.
1995’ den beri de Frankfurt’ta aynı caddede seyahat acentası çalıştırarak iş komşusu olduk. Sık sık görüşüp birlikte kahve içtik ve her konuda çok güzel sohbetler yaptık. Sohbetlerimizin kalitesi ve seviyesi O’nun katkılarıyla çok daha yükseliyordu. İkimiz de iyi okuyan ve fikir geliştiren kişiler olduğumuz için gerçekten çok değerli görüşler ortaya çıkıyordu. En son 10.11 2020 Salı günü sohbet ettik, 13.11 Cuma günü de işyerinin önünden geçerken el sallayarak selam vermiştim.
Şuan çok duyguluyum. 41 yıl film şeridi gibi gözümün önünden geçti.Tüm hatıralar hafızamda canlandı. Her ülküdaşım, hele hele Vatan Hasreti çekerek yaşamak zorunda kalan tüm ülküdaşlarımın benim yanımda ayrı ve özel bir değeri vardır. Ama Ethem kardeşim benim günü birlik fikirlerimi paylaştığım, iş hayatımdaki sıkıntılarımdan sağlığımıza kadar özelimizi paylaştığımız; bilim, din, siyaset v.s her konuda devamlı günübirlik fikir alışverişi yaptığımız bir sohbet arkadaşımdı. O olmayınca kesinlikle hayatımda bir boşluk hissedeceğim.
Ethem kardesim 41 yıl, bazıları 15-20 yıl şu gurbet ellerde acı, üzüntü ve çileye gark olmuş bir şekilde yaşamak zorunda kalan tüm ülküdaşlarımın çektiklerini en iyi anlayacak arkadaşlarından birisi de benim. Çünkü aynı hayatı 13 yıl da ben yaşadım. Vatan hasretini hepimiz iyi biliriz. Ülkücü Dâvâ yolunda neler yaşandı, nelere katlanıldı bilen bilir. Ama insanoğlunun unutkanlık ve vefasızlığı herkeste az çok hissedilir. Ben bu yüzden böyle durumlarda ” İyi ki Allah var. Çünkü o herşeyi kaydettiriyor. İnsanlar unutsa bile Allah’ın bilmesi zaten yeter ” derim.
Ethemcigim, canım kardeşim; Allah sana gâni gâni rahmet eylesin. Biz senin 41 yılını biliyoruz. Allah, senin acılarını, üzüntülerini, çektiğin vatan hasretinin bedelini sana sevap olarak yazsın. Mekanın Cennet Olsun. Biz senden razıyız, Allah da senden razı olsun inşaallah.
Dr. Ali Batman.



Source link

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir