Yıllardır borçlularla aynı masaya oturan biri olarak şunu çok net söylüyorum: Borç dosyaları ne kadar kalın olursa olsun, içindeki rakamlar gerçeğin sadece küçük bir bölümünü anlatır. Asıl hikâye utançta, gururda, korkuda ve güven kaybında gizlidir.
NVVK’nin yeni yayımladığı kültürlerarası başvuranlar rehberi de bunu teyit ediyor (NVVK – Nederlandse Vereniging voor Volkskrediet: borç yardımı, koruyucu vesayet ve sosyal bankacılık alanında faaliyet gösteren, çok sayıda belediye ve finansal hizmet sağlayıcının üye olduğu, Hollanda’da finansal yardım kalitesini güvence altına alan ve profesyonellere sürdürülebilir borç çözümleri geliştirmede destek veren çatı kuruluştur). Bu rehber açıkça gösteriyor ki mesele yeni yönetmelikler değil; bizim mesleki reflekslerimizdir.
Sahada en çok şahit olduğum hata ilk görüşmede yapılıyor. İnsanlar kendilerini açamıyor. Bir kadın ailesine rezil olmaktan korktuğu için gerçeği gizliyor. Bir baba “başaramadım” dememek için susuyor. Bir girişimci çöktüğünü kabul etmiyor. Danışman da bu tabloyu “isteksiz”, “zor müşteri” ya da “anlamıyor” diye etiketliyor. İşte tam burada süreci daha başında baltalamış oluyoruz.
Kültürlerarası çalışmak merhamet göstermek değildir; insanı doğru okumaktır. Utanç zayıflık değil, müdahale edilmezse dosyayı kilitleyen bir bariyerdir. Dil sorunu danışanın problemi değildir; bizim anlatım yetersizliğimizdir. Varsayımlar ise sezgi değil, doğrudan verim kaybıdır.
(NVVK bu noktada net: “Çeşitlilik yalnızca göç geçmişi değildir; iletişim tarzları, normlar ve değerler de esnek yaklaşım gerektirir.”)
Benim için borç danışmanlığında kalite; sade dil kullanmak, anlaşılırlığı her görüşmede test etmek, gerektiğinde çeviri araçlarından yararlanmak ve her şeyden önemlisi kendi önyargımı sürekli sorgulamaktır.
Kurumların artık çeşitliliği bir “proje” gibi ele almayı bırakması gerekiyor. Bu, işin özü.
(NVVK’nin altını çizdiği gibi: “Eşitlik ve karşılıklı saygı temel alınmadıkça ayrı politika üretmenin hiçbir anlamı yoktur.”)
Kültürlerarası borç danışmanlığı bir yan uzmanlık değildir.
Bu mesleğin temelidir.
Umuyorum ki belediyelerde görev yapan tüm meslektaşlarım, bu hassas hedef kitleyi artık prosedürlerin arkasına saklanarak değil; insanî boyutunu gören, sorumluluk alan ve sonuç odaklı bir bakış açısıyla değerlendirmeye en kısa sürede başlar.
Bunu hâlâ görmezden gelenler geleceği yönetmiyor; insanları sessizce sistemin dışına itiyor. Ve bu artık sadece bir eksiklik değil, açık bir ihmaldir.
The post Dosyaya Değil İnsana Odaklan first appeared on Hollanda Haberleri.

6 gün önce
50













Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·