DİRENMEK

2 saat önce 15

Direnmek…

 

İnsanın yalnızca kendisine doğrultulmuş bir silaha karşı durması değildir.

 

Bazen direnmek, insanın kendi içindeki karanlığa karşı verdiği savaştır.

 

Korkuya karşı direnmek…

 

Umutsuzluğa karşı direnmek…

 

Nefse karşı direnmek…

 

Ve bütün bunların içinde, insan kalabilmek için direnmek.

 

Çünkü insanın en büyük savaşı bazen dışarıda değil, kendi içinde yaşanır.

 

Dışarıdaki zalimi görmek kolaydır.

 

Asıl mesele, insanın kendi içindeki zalimi görebilmesidir.

 

Kendine sorabilmesi:

 

“Ben kimin hakkını yedim?”

 

“Ben kimin kalbini kırdım?”

 

“Ben hangi haksızlık karşısında sustum?”

 

“Ben ne zaman insanlığımı kaybetmeye başladım?”

 

İşte direnmek biraz da bu soruları sormaktır.

 

Vatanını, toprağını, evini ve özgürlüğünü işgal edenlere karşı direnmek elbette insanın hakkıdır.

 

Onurunu ve haysiyetini korumak için direnmek…

 

Çocuğunun geleceğini korumak için direnmek…

 

Emeğinin karşılığını almak için direnmek…

 

Adalet için direnmek…

 

Fakat insan, zulme karşı dururken zulmün kendisine dönüşmemelidir.

 

Çünkü karanlıkla savaşırken karanlığı içine almak, insanın farkına varmadan yenilmesidir.

 

Mevlânâ’nın çağrısı tam da burada başka bir anlam kazanır:

 

İnsanın dışarıdaki düşmanından önce kendi içindeki düşmanını tanıması…

 

Öfkesini terbiye etmesi…

 

Kibrini bırakması…

 

Hırsının esiri olmaması…

 

Ve kalbini taşlaştırmadan hakikatin peşinden gitmesi…

 

Hayat ne garip…

 

Bir yanda şerefini bir torba kömüre satanlar…

 

Diğer yanda o kömürü yerin karanlığından çıkarırken kendi alın teriyle onurunu ayakta tutanlar.

 

Birinin elinde servet vardır ama vicdanı yoktur.

 

Diğerinin elinde belki hiçbir şey yoktur ama alnında emeğin ışığı vardır.

 

Hangisi zengindir?

 

İnsan bazen sahip olduklarıyla değil, satmadıklarıyla zengindir.

 

Onurunu satmadıysa…

 

Vicdanını satmadıysa…

 

İnancını satmadıysa…

 

İnsan hâlâ zengindir.

 

Gazze’de, Filistin’de, Yemen’de, dünyanın başka coğrafyalarında insanlar toprağı, evi, ailesi ve hayatı için direniyor.

 

Afrika’da yüzyıllardır sömürünün, yoksulluğun ve açlığın yükünü taşıyan insanlar direniyor.

 

Kadınlarımız direniyor.

 

Sokakta…

 

Tarlada…

 

Evde…

 

Fabrikada…

 

İş yerinde…

 

Bazen bir annenin sessizliği bile bir direniştir.

 

Bazen çocuğunu okutmak için verdiği mücadele…

 

Bazen şiddete rağmen ayağa kalkışı…

 

Bazen “Artık yeter!” diyebilmesi…

 

Bir kadının ayağa kalkması, yalnızca kendisi için değil, kendisinden sonra gelecek kadınlar için de bir kapı açabilir.

 

Gençlerimiz direniyor.

 

Geleceksizliğe…

 

İşsizliğe…

 

Barınamamaya…

 

Eğitimdeki eşitsizliğe…

 

Emeklerinin karşılığını alamamaya…

 

Ve en kötüsü, kendilerine sürekli “Sen yapamazsın.” diyen bir dünyaya karşı direniyorlar.

 

Yaşlılarımız direniyor.

 

Yoksulluğa…

 

Yalnızlığa…

 

Muhtaç bırakılmaya…

 

Unutulmaya karşı direniyorlar.

 

Çocuklarımız ise henüz hayatın bütün yükünü anlamadan, büyüklerin kurduğu dünyanın bedelini taşıyorlar.

 

Peki, bütün bunların karşısında insan ne yapmalı?

 

Susmalı mı?

 

Boyun mu eğmeli?

 

Yoksa öfkesinin peşinden gidip her şeyi yakıp yıkmalı mı?

 

Hayır.

 

Belki de üçüncü bir yol vardır?

 

Şimdilik düşünelim! Ne dersiniz?

 

Dostça selamlarımla,

 

Kamil Kopuz

 

Drunen, 15 Eylül 2026

Kkopuz53@gmail.com

The post DİRENMEK first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku