İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Yunus Öksüz, demir eksikliği anemisinden ve neden olan etkenler konusunda açıklamalarda bulundu. Dr. Öksüz, genetik bir hastalık olmadığını söyleyerek, yetişkinlerin yüzde 10-30’unu etkilediğini belirtti. Tüm yaş gruplarında rastlanabileceğini dile getiren Dr. Öksüz, “Demir eksikliği anemisi erkeklerden çok kadınlarda daha fazla görülüyor. Demir eksikliği anemisinin gelişiminde başlıca üç neden sayılabilir. Normal şartlarda artan demir ihtiyacı, kanamalara bağlı kan kaybı ve yetersiz demir alınımıdır” diye konuştu.

Dr. Öksüz, demir eksikliği anemisine neden olan etkenleri şu şekilde sıraladı:

“Kronik kan kaybı: Erişkinlerde görülen demir eksikliğinin çoğu kan kaybına bağlıdır. Başlıca kronik kanama nedenleri hemoroidler, peptik ülser (mide ülseri), yemek borusu varisleri, mide ve kalın barsak kanserleri, divertikül ve polipler, ülseratif kolit, kronik aspirin kullanımı, çengelli kurt infeksiyonu, hematüri (idrar yollarından kanama) ve hemoptizi (hava yollarından kanama) sayılabilir. Aşırı ve sık aralıklarla kan veren profesyonel vericilerde de demir eksikliği gelişebilir. Diyette demirin eksik olması; özellikle büyüme çağındaki çocuklarda demir ihtiyacı arttığından, gerekli besinler alınmazsa demir eksikliği anemisi gelişmesi kolaylaşır. Demirden zengin besinler genellikle pahalı besinlerdir. Az gelişmiş yoksul ülkelerde, ya da gelişmiş ülkelerin az gelirli kesimlerinde besinsel demir eksikliği sık görülür. Besinsel demir eksikliği ülkemizde de halen önemli bir sorundur. Barsaklardan demir emiliminin bozulması; midenin bir kısmı ya da hepsinin alındığı ve midenin ince barsağa bağlanması sonrası, çölyak hastalığı nedeni bilinmeyen yağlı dışkılama (idiyopatik steatore) gibi ince barsak hastalıklarında, toprak, kil yeme alışkanlıklarında (pika sendromu), barsaklardan demir emiliminin bozulması sonucu demir eksikliği anemisi gelişir. Vücudun demir ihtiyacının artması; gelişmekte olan çocuklarda demir ihtiyacı artmıştır. Büyüme sırasında, gerek kan hacmi ve demir depoları, gerekse kas kitlesi genişler. Bu dönemde çocuğun erişkinden daha fazla demire ihtiyacı vardır. Kadında, çocuk yapma çağında demir ihtiyacı menopoz sonrasına oranla daha fazladır. Bu nedenle sık sık doğum ve düşük yapan, diyetle de yeteri kadar demir alamayan kadınlarda kolaylıkla demir eksikliği anemisi gelişir. Nadir Görülen Nedenler ise; kalp kapak protezi, bazı akciğer ve böbrek hastalıkları sonrasında gelişebilir. Hemodiyaliz tedavisi sırasında kronik hastalık kansızlığına ek olarak demir eksikliği anemisi de görülebilir”.

“KANSIZLIK DERİNLEŞTİKÇE İŞTAHSIZLIK, DİLDE VE AĞIZDA YANMA ŞİKAYETLERİ OLABİLİR”

Hastalık genellikle sinsi olarak başladığına dikkat çeken Dr. Öksüz, “Hemoglobin miktarının yüzde 9 gramın altına inmediği durumlarda hastalarda sadece halsizlik, sinirlilik, inatçı baş ağrısı, uykusuzluk, ekstremitelerde uyuşma gibi yakınmalar görülebilir. Kansızlık derinleştikçe (hemoglobin yüzde 9 gramın altına inince), solukluk, halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı, yürüyünce nefes nefese kalma gibi bulgular ortaya çıkar. İştahsızlık, dilde ve ağızda yanma, bazen yutma güçlüğü yakınmaları görülür. Tırnaklar ve saçların ince ve kuru olduğu kolay kırıldığı görülür. Toprak ve kil yiyenlerde hazımsızlık görülebilir. Kadınlarda adet düzensizlikleri ve adet görememe görülebilir. Çocukluk çağında başlayan demir eksikliği anemisi gelişme geriliği görülebilir. Deri soluktur, çarpıntı ve bazen kalpte büyüme görülebilir. Dil soluk ve çıkıntıları silinmiştir. Dudak kenarlarında yırtıklar bulunabilir. Tırnaklarda boyuna çizgilenme, kolay kırılma, düzleşme ve bazen çukurlaşma (kaşık tırnak) saptanabilir. Sürekli düşük seyirli ateş görülebilir. Dalak normalden büyük saptanabilir. Özellikle çocukluk çağında başlayan demir eksikliği anemisinde gelişme geriliği görülebilir” diye konuştu.

Laboratuvar Bulgularına da değinen Dr. Öksüz, “Hemoglobin ve hemotokrit düşmüştür. Demir ve ferritin düşük bulunur. Serum total demir bağlama kapasitesi artmıştır. Kanın mikroskobik incelemesinde, alyuvarlar soluk ve küçüktür. Talesemiler(akdeniz anemisi), sideroblastik anemiler, kronik hastalık anemisi” şeklinde konuştu.

İlk iş demir eksikliği nedenini araştırmak olduğunu da söyleyen Dr. Öksüz, sözlerini şöyle tamamladı: “Demir eksikliği anemisi tanısı konur konmaz ilk yapılacak iş, demir eksikliğinin nedenini araştırarak, mümkünse ortadan kaldırmaktır. Aksi takdirde tedaviye rağmen kansızlık düzelmez, demir eksikliğine sebep olan hastalığın tanısı ve tedavisi kaçırılmış olur. Örnek verecek olursak, mide ve barsak sistemi tümörlerini söyleyebiliriz. İkinci ana ilke, demir tedavisi ile demir depolarının doldurulmasıdır. Demir ağızdan, kas içine ve damar yoluyla uygulanabilir. Düzenli doktor takibi gereklidir. Doktor önerilerine uymak, hastalığın düzelmesi ile sonuçlanır”.





Source link

Avatar

By sabah

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir