İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Uzmanı ve Türk Tabipleri Bitliği (TTB) Pandemi Çalışma Grubu’ndan Prof. Dr. Özgür Karcıoğlu, “Her virüste olduğu gibi COVID-19’da zamanla, ortam koşullarına göre mutasyona uğramaktadır ve bunlardan biri de delta mutasyonudur” açıklamasında bulunarak, Delta varyantına ilişkin bilinmesi gerekenleri anlattı.

“MASKE, MESAFE, HİJYEN DOĞRU AMA EKSİK”

Prof. Dr. Karcıoğlu, aşı olmalı mıyız sorusuna, “Evet. Bu bir cowboy filmi olsaydı, ‘Hey Dostum, o lanet olası mRNA aşıyı bul ve ol’ derdik. Aşı ile elde edilen yüksek oranda (yaklaşık yüzde 80’den fazla) toplumsal bağışıklık, hastalığı bilinen yollarla geçirenlerin doğal bağışıklığıyla birleştiğinde gerçek bir koruma başlar. Maske, mesafe, hijyen diyorduk, yetmez mi? Yetmez ama evet. Yetmez, çünkü sıkışık bir minibüste, camlar kapalı yolculuk yaptığınızda yanınızda oturan tekstil işçisinden virüsü almanız iki trafik ışığını geçme süresini yani 10-15 dakikanızı alacaktır. Fabrikada veya plazada, aynı havayı soluduğunuz iş arkadaşınızla virüs kardeşi olmanız için de birkaç dakika yeterlidir ve hiçbir maske bunu durduramaz. Maske, mesafe, hijyen doğru ama eksiktir. Zaman faktörü, virüs yükü, havalandırma kalitesi, kişi başına kaç m3 hava düştüğü gibi faktörler de bulaşı doğrudan etkilemektedir. Sağlık Bakanlığı maske, mesafe ve hijyeni acilen genişleterek güncellemelidir” diye konuştu.

SADECE SİGARA İÇİLİYOR OLMASI RİSKİ 3 KAT ARTIRIYOR

Maske, mesafe ve hijyenin doğrusunun ne olması gerektiğini aktaran Prof. Dr. Karcıoğlu, “Maske, mesafe, hijyen + zaman + havalandırma en doğru formül olacaktır” dedi.

“VİRÜS ‘BİTTİ’ DEMEDEN MAÇ BİTMEYECEKTİR”

Prof. Dr. Karcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“• Sigara COVID’den koruyor diyorlar? Halt etmişler. Sadece sigara içiliyor olması 3 kat civarında risk artışına yol açıyor (hem hastalığı kapmak, hem de ölüm oranlarında). KOAH tanısı alınmasıyla 10 kattan fazla risk artışıyla birliktedir.

• Yazın virüs olmaz deniyor? Maalesef tamamen aldatmaca. Öyle bir pandemiyla karşı karşıyayız ki, Kanada’nın buzullarından Brezilya’nın tropikal ormanlarına, Ortadoğu’dan Hindistan’a kadar değişik coğrafi ve klimatik koşullarda insanoğluna haddini bildirmektedir. Tabii ki yazın açık hava aktivitelerinin artması, kapalı ortamlarda, havasız ortamlarda bir arada olmanın azalması virüs bulaşını doğal olarak düşürmektedir. Bu durumun vereceği rehavet ise ancak daha büyük piklerin, dalgaların gelişi ile sonuçlanmaktadır. Virüs bitti demeden maç bitmeyecektir.

• Ne kadar aşılama gerekli? Orijinal COVID-19 ortalığı kasıp kavururken toplumsal bağışıklık için yüzde 65-70’in aşılanmasının büyük oranda yeterli olacağını ezberledik; ama şimdi iş değişti. Delta varyantı yaygınlaşırken nüfusun yüzde 80’inden aşağısının aşılanması yetersiz ve anlamsız olur. Bir tek aşısız bireyin bile salgında yeni pikler yaşanması için yeterli bir başlangıç noktası “index case” oluşturabileceği akılda tutulmalı.

• Türkiye olarak neredeyiz? İki doz aşılamanın toplumdaki oranına bakılmalı. Şu an toplumun yüzde 20-25’i civarında tam aşılanma söz konusu. Çok yetersiz bir noktadayız.

• Öncelik ne olmalı? Öncelikle aşının yapılması olmazsa olmazdır. Latince’de buna ‘sine qua non’ derler. Her aşının az veya çok oranda belli bir koruyuculuk oranı vardır. Öncelikle aşı olmak, daha sonra olanaklar dahilinde koruyuculuk oranının yüksek aşı arayışına girilebilir.

• Sinovac da iyi, hatta çok iyi deniyor? Gerçek hayat verileri güvenilir bilgidir. Bizde metodolojisi sağlıklı olmayan araştırma verileri ile yüzde 80’in üzerinde koruyuculuk oranları bildirildi; ancak gerçek yaşam bunu doğrulamadı. Şili daha iyi yöntem ile yüzde 60’lar düzeyinde koruyuculuk oranı verdi, biz de buna güveniyoruz.

• Sputnik’e ne deriz? Bu vektör aşısıyla ilgili kuşkular var. Putin, Ağustos 2020’de bunu duyurdu ama hala Rusya’da aşılanma oranları düşük. Rusya bunu daha çok dışarıya (28 ülkeye) satıyor ama somut veri halen yetersiz. Varyant ve orijinal virüse karşı etkinliği net değil.

• mRNA mı diyorsunuz sonuçta? mRNA aşılarının gelişmiş batı ülkelerinde güvenilir araştırma ve yayınları var. Olabildiğince koruma düzeyleri yüksek olduğu kesin ve bilimsel olarak ortaya konmuş BioNTech ve Moderna gibi mRNA aşılarını tercih etmelisiniz.

• Aşının yan etkileri kötü diyorlar? Vücuda dışarıdan verilen, yenen, içilen, zerk edilen herşeyin yan etki potansiyeli vardır. Kimimiz şeftali yiyemeyiz, dilimiz kamaşır; kimimiz çilek yiyince allerji oluruz. Arı sokmasıyla yüzlerce insan ölür. Penisilin alerjisi dünyada en çok ölüme yol açan alerjidir. Bunların yanında COVID-19 aşılarına bağlanan yan etkiler bir hiçtir. Genel ölüm hızı yüzde 2, yandaş hastalığı olan ve yaşlı gruptaki ölüm hızı yüzde 20-30’larda olan bir hastalık için aşısız dolaşmak, Bodrum’da tüpsüz dalış, Zonguldak’ta madene korumasız giriş, Marmara’da 2021’de müsilajlı denizde yüzmektir.

• Vaka-hasta sayısı ayrımı vardı, ne oldu? Bu ayrımı biz icat ettik, sanırım aynı şekilde de gömülecek. Böyle bir ayrım dünyada sadece bizde var. Şu şekilde düşünürsek mantıklı olabilir: Semptomatik/hastanede yatırılan, tedavi edilen aktif hasta sayısı ayrı, sadece tarama vb. amaçlı yapılan testlerde saptanan, asemptomatikleri içeren sayı ayrı verilebilir. Fakat sadece aktif/semptomatik hasta sayısını verirseniz buzdağının görünen kısmından daha da küçük bir sayıyı vermiş olursunuz (Buzdağının görünen kısmı yaklaşık 1/3’üdür); çünkü yüzde 3-5 kritik, yüzde 20 civarında semptomatik geçirildiğini biliyoruz. Bu durumda semptomatikleri saydığımızda 5 katı kadar olgu var demektir.

• Ölümler de aynı sorunu yaşıyor mu? Maalesef daha kötüsünü. TUİK’in ölüm istatistiklerini vermemesi açıklanabilir bir durum değildir. Ölüm, bu ülkede kesin verileri toplanan çok az şeyden biridir. Resmi nikahlar, doğumlar gibi ölümler de yüzde 100’e yakın oranda ve neredeyse real-time olarak kayıtlara geçer. Fazladan ölümler ‘excess deaths’ kavramı incelendiğinde istatistik biliminin inkar edilemeyecek şekilde bu ölümleri ortaya koyabildiği görülür. Belediyelerden veri alan arkadaşlarımızın (TTB Halk Sağlığı Kolu, Istanbul Tabip Odası Korona grubu) yardımıyla fazladan ölüm verilerini aldığımızda hem hasta hem de ölüm sayılarının çok farklı olduğunu aksi kanıtlanması ‘kabili namümkün’ olarak elde etmiş olduk.

• Kaç olgu var oldu ülkemizde? Sayılar yalan söylemez: 5.5 M “resmi” olgu tanısı var cennet ülkemde. Bu konuda dünyada üst sıralardayız. Daha çok semptomatik olunca test yapıldığına göre bu rakamı en az 3 ile 5 katının pozitif olduğunu, bunların önemli bir kısmının resmi kayıtta olmadığı ortadadır. 20-25 M kadar şimdiye kadar hasta olduğu düşünülürse yüzde 30 kadar hastamız olmuştur. Küçük çocukları vb. çıkarırsak hedef kitlenin yüzde 40’ına ulaşırız. Kalanların bir kısmının aşılandığı kabul edilirse nüfusun en az yüzde 50’sinin hala hastalanma potansiyeli taşıdığı ortaya çıkar. Bu da yeni bir dalganın yükselmesi için manevra alanı sağlar.

Prof. Dr. Özgür Karcıoğlu

• 3. Doz? Dünyada 3. Doz için BioNTech yakın zamanda FDA’ya başvurdu ve jet bir ret yanıtı aldı. Çalışma başlatılmasına yönelik Şubat 2021’de açıklandığı üzere bir planlama söz konusu. Yani daha tam anlamıyla bir çalışma bile başlatılmadı. Dünyada bunu akıl edip gerçeğe dönüştüren ilk ve tek ülkeyiz diyecektim; ama bizden sonra Endonezya da 3. doz aşılamayı başlattı, böylece yalnız kalmaktan kurtulduk. Bu çabanın Sinovac’ın yaşlılarda, sağlıkçılarda (yüksek viral yükle karışılaştıkları için) ve özellikle de Delta varyantına karşı etkinliğinin düşük olmasıyla (geniş bir çalışmada yaşlılarda yüzde 18-43) doğrudan ilişkisi vardır.

• Varyantların adı, soyadı, ikametgahı? 2020 yılının şubat ayında İngiltere’de Alfa varyantı (V1=B107, İngiltere varyantı) bildirildi ve halen üçüncü pikini sürdürmektedir. Beta (V2=B1.351=Güney Afrika) ve Gama (V3=P1=Brezilya) varyantları da adını aldıkları ülke ve çevresinde ağırlıklı olmak üzere birçok ülkede saptanmıştır. Delta ise Hindistan kökenlidir. İlk bulunduğu zamandan sonra en hızlı, agresif yayılan varyanttır. 4 Nisan 2021’de WHO tarafından VOI (variants of interest) olarak tanımlanan virüs, 11 Mayıs 2021’de VOC (variant of concern: endişe verici varyant) olarak nitelendi. En çok aşılanan ülkelere ek olarak Rusya ve İsrail’de de son iki ay öncesine kadar düşüş gösteren olgu ve ölüm sayılarında son iki ay içinde görülen belirgin artışın en büyük nedeni bu ülkelerden bildirilen Delta varyantıdır.

• Delta’nın teknik altyapısı: Delta varyantı çift mutasyon özelliğine sahip (E 484Q, L452R mutasyonları) ve bu nedenle süper bulaştırıcı özelliğine sahip olmuştur. Yani R0=4 yani bir kişinin 4 kişiye bulaştırması ve kapalı alanlarda ise 3-4 dakikada bulaştırıcılığı vardır. Bu bulaştırıcılık Alfa varyantında 10-15 dakika civarındadır. Bu özellikleriyle Delta varyantının diğerlerinden çok daha tehlikeli olduğu ortadadır. İyi haber mi? Orijinal Coronavirüs’e göre daha öldürücü bulunmamıştır.

• Diğer varyantlarda görülen klinik belirtilerden (ateş, halsizlik, koku ve tat kaybı) farklı olarak belirgin boğaz ağrısı, burun akıntısı ve ciddi baş ağrısı söz konusudur.

• Şu andaki üçüncü pikin etkeni olan Alfa varyantına göre 4.9 kat ölüm riski gösterirken pnömoni (zatürree) riski ise VOC olmayan varyantlara göre yaklaşık iki kat fazladır.

• Aşılar ve Delta varyantı? Bu varyantla ilgili BioNTech aşısında etkinlik yüzde 91.3’ten yüzde 88’e ve AstraZeneca’da yüzde 76’dan yüzde 67’ye inmiştir.

• Özellikle yaşlı, yandaş hastalıkları olan kırılgan bireylerde delta daha öldürücü bir seyir izlemekte ve aynı gruplarda aşı etkinlikleri de daha düşük seyretmektedir. Örneğin yüksek düzeyde aşılama çalışması yapan, mRNA aşılarıyla büyük oranda toplum bağışıklığı sağlayan İsrail’de bile yeni ortaya çıkan hastaların çoğunluğu delta varyantıdır.

• Gereken toplum bağışıklığı sağlandı mı? Hayır. 3. Doz kampanyası o nedenle yapılmaktadır. Aşılandığı düşünülenlerin büyük kısmı Sinovac olmuştur, bunların da büyük kısmı yaşlılar ve sağlıkçılardır yani daha yüksek risk grubundakilerdir. Sağlıkçıların büyük kısmı zaten virüsle de karşılaşmış olduklarından daha şanslıdır çünkü doğal bağışıklık aşıdan da daha koruyucudur. Fakat yaşlılar için aynı şeyi söyleyemiyoruz.

• Ne iyi, seçme şansımız var, değil mi? Hayır. BioNTech/Sinovac seçme şansının verilmesi de yanlıştır. Risk grupları, yaş gibi birçok değişken hesaba katılarak hekim tarafından uygun aşı önerilmelidir. Aksi olsaydı her hasta olduğumuzda hekimden reçete istemez, belirlenmiş standart ilaçlarımızı alırdık.

• Veriler, doğal bağışıklığın veya aşılamanın ne kadar etkili olduğunu göstermektedir? Aşının oluşturduğu bağışıklık süresi nedir? Doğal bağışıklık 6-12 ay, aşılar 6-7 ay civarında bağışıklık sağlamaktadır. Yeniden aşılamanın ise, Sinovac aşısı çift dozunun tamamlanmasından 3-6 ay sonra, BioNTech iki dozundan sonra ise 12-18 aydan itibaren yapılabileceği düşünülmektedir. mRNA aşılarından sonra rapel/booster doza (3. Doza) gerek olmadığını ortaya koyan bilgiler de gelmektedir.

• Ardışık her iki aşıyı da olmuş, dış merkezde antikor titresine baktırıp antikor düzeyi yüksek olup COVID-19 olan hastalarımız olmaktadır. Bu hastalarımızın kafası karışmakta ve “bu işte bir yanlışlık var” düşüncesi oluşmaktadır. Antikorlar ne kadar önemli? Antikor önemlidir. Fakat hangi antikor? Nötralizan antikorlar (NA), doğrudan belirli bir virüsü reseptörleri üzerinden tanıyarak onu yok eden antikorlardır; ancak bu NA’lar testlerde spesifik olarak bakılanlar değildir. Vücuttaki tüm antikorlar genel olarak bakılmaktadır. NA’lar ise akademik amaçlı bazı araştırmalarda, belli merkezlerde ölçülmektedir, muhtemelen bunlarla karşılaşmanız zordur. Sonuç olarak, şu an kolayca ulaşılan, piyasadaki antikor testlerinin ne kadar bağışıklığınız olduğunu göstermesi çok kaba bir tahminden öteye gitmez. Bu nedenle antikor testi baktırmayınız. Hele hele para veriyorsanız lütfen vazgeçin, çocuğunuza ‘Şeker Portakalı, Küçük Prens, Pippi Uzunçorap, Pal Sokağı Çocukları, İnce Memed, Böyle Gelmiş, Böyle Gitmez (Aziz Nesin) gibi birkaç kitap alın, okutun.

• Antikor türleri: IgG’lar virüsle karşılaşmayı izleyen 3-4 hafta içinde yükselen ve aylarca yüksek kalan antikorlar, IgM ise 5-7 günde yükselip birkaç hafta içinde düşen akut faz antikorlarıdır.

• Bol vitamin alsak? Tabii, iyi olur. Son yıllarda tarımsal üretimimiz azalsa da hala maydonoz, limon, portakal (C vit) güneş (D vit) balıklar (omega’lar) bulunabilmekte. Şanslı iseniz, biraz avantajlı (kırsal) bir bölgede yaşıyorsanız bunları daldan toplamanız, denizden oltayla yakalamanız da zor değildir. Eczaneden zor telaffuz edilen bir sürü gıda takviyesi (Sağlık Bakanlığı onayı bile olmayan, Tarım Bakanlığı’nın soğan-sarımsak kategorisinde görüp onayladığı) 3 basamaklı fiyat etiketleri olan “ürün”lerini almayınız. Güneşte dolaşın, pazara gidin, salata yapacak malzeme bulun, her yemekte büyük bir salata kaseniz olsun. Boş zamanlarınızda ‘mavi vatan’dan balık tutun. Parlayan ambalajlara para vermeyin.

• Bu arada, huzurevi, kışla, okul yatakhanesi/yurt gibi ortamlarda kalıp bu vitaminli gıdalara ulaşamayan, kötü beslenme nedeniyle vitamin eksikliği yaşayan bir grup mutlaka vardır. Bu tür özellikli tanımlanmış alt gruplarda diyete vitamin eklenmesinin yararı olabilecektir. C ve D vitamini eksikliği belirlenen kişilerde COVID-19 enfeksiyonu daha ağır, şiddetli gitmektedir. Lütfen salata yapın.

• Açıklık, şeffaflık? TR’de yapıldığı söylenen “seroprevalans” çalışmalarını hem bilim topluluğu hem de halkın görmesi gerekmektedir. Ayrıca Sinovac yapılanlarda, BioNTech olanlarda enfeksiyon hızlarının ne kadar olduğu, yatış, ölüm vb gibi alt kırılımlarla birlikte ortaya konması gerekir. HES kodları gibi ileri teknolojiler sayesinde bu çok kolay olmalı.

• Aşıda temel sorun nedir? Aşının asıl çözüm olduğunu bildiğimize göre, bu aşının ülkeler, bölgeler, gruplar arasında eşit ve hakkaniyetli dağılmasını sağlamak temel sorundur. Bölgeler arasındaki aşılanma farklılıkları net olarak ortaya konmalı ve nedenleri bilimsel, sosyolojik olarak araştırılmalıdır. Şehirli orta sınıfta, beyaz yakalılarda daha fazla aşı karşıtlığı olduğunu biliyoruz. Öyleyse Güneydoğu’da yüzde 6’lara kadar düşen aşılanma oranı aşı karşıtlığı ve tereddütünden kaynaklanmamaktadır. Aşı dağıtımının sivil toplumun, STK’ların, uzmanlık dernekleri ve TTB gibi konunun uzmanlarının denetimine açılması şeffaflık ve adaleti sağlayacaktır.

• İngiltere’deki COVID-19 etkeni virüslerin yüzde 99’u Delta virüsüdür. Benzer şekilde WHO Avrupa Direktörü Hans Kluge ve Avrupa ECDC Direktörü Dr. Andrea Anmon önümüzdeki süreçte Ağustosun sonuna kadar, dolaşımda olan varyant SARS-CoV-2 virüslerinin yüzde 90’ının Delta varyantı olacağını bildirmiştir. Önümüzdeki süreçte de dördüncü pikin nedeni olarak etkinliğini göstereceğini ifade etmiştir.

• Aşılama sonrasında hala hastalananlar oluyor, bunların analizi nasıldır? Yeni hastalananların büyük bir kısmı aşısızlardır. İkinci sırada yeni aşılanmış, henüz bağışıklığı gelişmemiş, büyük olasılıkla nasıl olsa artık aşılıyım deyip çabuk açılmış kabak çiçekleridir. Büyük oranda bağışıklık yetmezliğine yol açan bir hastalığı olan, diyabetik, yandaş hastalıkları olan kırılgan bireylerdir. Dolayısıyla bu yeni hastalanan grubun ölüm oranları da daha yüksektir.

BUNLARA DA BAKABİLİRSİNİZ






Source link