Danimarka Modeli: Çocuklara Daha Az Müdahale, Daha Mutlu Çocuklar 

4 saat önce 51

 

 

Çocuk yetiştirmek hiçbir zaman kolay olmadı. Ama bugün anneliği gerçekten zorlaştıran şey; çocukların ihtiyaçlarından çok, bize sürekli neyi “daha iyi” yapmamız gerektiğini söyleyen o görünmez baskı değil mi?

 

Sosyal medyada kusursuz kahvaltı tabakları, sürekli gelişim odaklı aktiviteler, hiç ağlamayan çocuklar… Ve tüm bunların arasında sıkışıp kalan bir annenin iç sesi:

“Acaba ben eksik mi yapıyorum?”

 

Oysa bir durup sormamız gerekiyor:

Gerçekten çocuklarımızın ihtiyacı olan bu mu?

 

Tam da bu noktada yüzümüzü kuzeye,

 

Danimarka’ya çeviriyoruz. Her yıl mutluluk araştırmalarında zirvede yer alan bu ülkenin çocuk yetiştirme yaklaşımı, aslında oldukça sade ama derin bir mesaj veriyor:

Çocuğunuzun her anını doldurmak zorunda değilsiniz.

 

Sıkılmak Bir Sorun Değil, Bir Fırsattır

 

Danimarkalı ebeveynler çocuklarının sıkılmasına izin verir. Çünkü bilirler ki sıkılmak, yaratıcılığın kapısını aralar.

Sürekli yönlendirilen bir çocuk, kendi iç dünyasını keşfetmekte zorlanır.

Ama yalnız bırakılan (duygusal olarak değil, müdahale açısından) bir çocuk, kendi oyununu kurar, kendi çözümünü bulur.

 

Bir oyun terapisti olarak şunu çok net söyleyebilirim:

Çocukların en güçlü gelişim alanı, serbest

 

oyundur.

 

Sürekli Mutlu Olmak Zorunda Değil

 

Bugünün ebeveynlik anlayışında en büyük yanılgılardan biri de şu:

“Çocuğum hiç üzülmesin.”

 

Oysa Danimarka’da ebeveynler çocuklarını hayal kırıklıklarından korumaya çalışmaz.

Onlara bu duygularla nasıl baş edeceklerini öğretir.

 

Abartılı övgüler yerine dürüst geri bildirimler,

Bağırmak yerine sakin sınırlar,

Güç savaşları yerine güvenli bir rehberlik…

 

Çocuk böyle büyür.

Gerçek hayata hazır, güçlü ve dengeli.

 

Mükemmel Anne Değil, Gerçek Anne

 

Belki de en çok ihtiyacımız olan cümle şu:

“Yeterince iyi bir anne olmak, fazlasıyla yeterlidir.”

 

Çocuğunuz için en değerli şey;

ne planlanmış aktiviteler,

ne kusursuz bir düzen,

ne de bitmek bilmeyen çabalar…

 

Onun ihtiyacı olan şey:

Sakinliğiniz,

yargısız varlığınız,

ve koşulsuz şefkatiniz.

 

Çünkü çocuklar mükemmelliği değil, duygusal güvenliği hatırlar.

 

Son Söz

 

Anneliği bir yarış olmaktan çıkarıp bir bağa dönüştürmek mümkün.

Daha az müdahale, daha çok güven…

Daha az telaş, daha çok temas…

 

Ve belki de en önemlisi:

Kendinize biraz daha şefkat.

 

Keşke tüm anneler, anneliği biraz daha hafif yaşayabilse…

Biraz daha gerçek, biraz daha insan.

 

Unutmayın, iyi bir çocuk yetiştirmenin yolu;

kusursuz olmaktan değil, bağ kurabilmekten geçer.

 

Gönüllere dokunan satırlarda buluşmak dileğiyle.

 

Uzm.Psikolog & Oyun Terapisti

Rukiye Sultan Gür

 

The post Danimarka Modeli: Çocuklara Daha Az Müdahale, Daha Mutlu Çocuklar  first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku