Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte tüm dünyada olduğu gibi, Türk solu’da kan kaybetti. Vakti zamanında Ecevit’in CHP dışında, yeni bir sol açılımla, siyasi hayatımıza taşıdığı demokratik sol kavramı da, beklenen toparlanmayı sağlayamadı. Aksine Türk solunda oluşan kutuplaşmayı daha da derinleştirdi.

Turk solunun sosyal refahı sağlayacak ekonomik proğramları değil de, siyasi ve kültürel değişime öncelik veren politaları halk indinde kabul görmedi. Kılıçdaroğlu’nun CHP’si partisinin milletvekillerini sağı temsil eden bir başka partiye ödünç vererek, solun demokrasiye olan sadakatı konusunda kitlelere güven veremedi. Siyasi partilerin demokratik rejime olan bağlılık, samimiyet ve sadakatleri ölçüsünde kimlik ve kişilik kazandığı gerçeğine göre polita takip edemedi.

CHP ve Türk solu, kitlelerin duyarlıkları konusunda da ilkeli olamadı. Demokrasi ve laiklik konusunda kitlelere güven veremedi. Kendileri gibi düşünmeyen ahaliyi “faso fiso vatandaşlar” olarak gören elitist ve aşırı devletçi bir parti görünümünde siyaset yürüttü. Halkın temel ihtiyaçlarına karşı daha duyarlı politikalar geliştirip, seçmenlerin teveccühünü kazanarak iktidar olma şansını yakalayamadı.

CHP ve Kılıçdaroğlu bugüne kadar hiç bir seçimde gerçek anlamda ülke yönetimine talip olmadı. Kaçak güreşerek ya Muharrem İnce gibi yedek kulübeden, ya da Ekmelettin bey gibi kiralık adaylarla Erdoğan’ın karşısına çıktı. Evcilik oynayan çocuklar gibi sağ partilerle ittifak kurarak iktidar oyunu oynadı.

Evet Türk siyaseti solun, sağ iktidarlar karşısında alternatif olamamasının yarattığı en sıkıntılı dönemini geçirmekte. Bu manada tüm sosyal demokratlar sorumluluk alarak, sosyal demokrat ilke ve değerleri benimseyen, solu güçlendirecek vizyon ve misyona sahip, yeni bir lider etrafında birleşip, demokratik alternatif olarak ihtiyaç duyulan açığı kapatmak zorundalar. Çünkü hâlâ daha Türkiyede CHP ve DP’nin temsil ettiği iki ana çizgi, iki farklı modernleşme anlayışına dayalı siyasi gelenek devam etmekte.

Şayet CHP iktidar olmak istiyorsa, halka umut vaad eden sosyal, kültürel ve ekonomik her alanda sorunları çözecek politikalar üreterek alternatif olmalı. Bu manada Atatürkün partisi CHP, tarihsel ve sosyolojik büyüklüğün her zaman siyasal büyüklüğü yaratamadığının farkında olarak hareket etmeli.

Ekim 2018
ENPOLİTİK



Source link