Berbat bir yılı geride bırakıp büyük ümitlerle yeni yıla girdik. Ancak eski yılın dertlerinden henüz kurtulamadık. Zira corona illeti hala tüm dünyayı kıskacında tutmaya devam ediyor.

Bu kıskaçtan ne zaman kurtulacağımız da belli değil. Ümidimiz alınan tedbirlerin etkili olması ve bir an önce normal hayata dönmemiz. Bu şartlarda geçecek her günün olumsuz etkileri, gerek maddi gerekse manevi, uzun süre süre hissedilecek. İnşallah korkulan olmaz da bir an önce normal hayata döneriz.

Bir pandemiyle girdiğimiz yeni yılda bizleri neler bekliyor? Bu soruya net bir cevap verebilmek bile mümkün görünmüyor. Her cevap ‘şayet’le başlamak durumunda. “Şayet şu corona illetinden kurtulursak ….” diye başlayan ifadeler kaçınılmaz olacaktır.

Şimdilik gözler sosyal soyutlanmanın biteceği 19 Ocak’ta kilitlenmiş vaziyette. Malesef gelişmeler şu ana kadar oldukça vahim olduğu için 19 Ocak’ta kısmen de olsa normale dönmemiz tehlikeye girebilir. Şimdi sosyal izalosyonun yoğun olarak ihlal edildiği yılbaşının etkisi büyük bir endişeyle beklenmekte. Şayet korkulan olmazsa 19 Ocak’tan sonra biraz da olsa normale döneriz.

‘Şayet’ bir aksilik olmazsa Hollanda’da 17 Mart’ta tekrar sandığa gideceğiz. Bu sefer İkinci Meclis olarak anılan Temsilciler Meclisi (milletvekilleri) üyelerini seçeceğiz. Pandemi sebebiyle oldukça yoğun tedbirlerin söz konusu olduğu bir seçim süreci yaşayacağız. Muhtemelen bir çok sandıkta üç gün boyunca oy kullanma da mümkün olacak.

Sosyal hareketliliği asgari seviyeye çekmek için vekaletle oy kullanma da teşvik edilecektir. Şubat ayında seçmen kartlarıyla birlikte, seçim sürecinde diikate alınması gereken corona tedbirleri paketi de gönderilecektir. Herkesin bunlara riayet etmesi hem kendimiz hem toplum için faydalı olacaktır.

Bu seçimlerin ana aktörü medya olacaktır. Miting ve salon toplantılarını bu seçimlerde göremeyeceğiz. Seçmenler toplantı ve tartışmalardan sadece medya yoluyla haberdar olacaklar. Kendini değişik medya platformlarında ifade edebilen, bir başka ifadeyle bu fırsatı yakalayabilen parti ve adaylar seçmenlerin tercihine mazhar olacaklar.

Aksi takdirde başarılı olmaları pek mümkün görünmüyor. Burada kamu yayın kuruluşlarına büyük bir sorumluluk düşmektedir. Eğer bu yayın kuruluşları her zaman olduğu gibi sadece ana akım siyasi partileri ekranlara getirirlerse, adil bir süreçten bahsetmek oldukça zor olacaktır.

Bu da demektir ki seçmene ulaşmak için değişik (sosya)medya platformlarını iyi kullanmak kaçınılmaz olacaktır. Gelecek ay listelerin de belli olmasından sonra program temelli yorumlarımızı kamuoyuyla paylaşacağımızı da burada bilhassa belirtelim.

‘Şayet’ hayat normale dönerse biz Avrupalı Türklerin bu yıl kitleler halinde Türkiye’ye tatile gideceği kesindir. Üstelik bu sadece bir tatil olmayacaktır. Tatilden çok bir vuslat, bir sıla-i rahim, bir hasret giderme olacaktır. Bazı yakınlarını coronaya kurban veren, ancak cenazisini bile defnedemeyenler içinse bir hüzün olacaktır. Onlar gecikmeli de olsa son görevlerini yerine getirmek için gideceklerdir.

Adetten olduğu üzere, yeni yıldan şahsi olarak neler beklediğimizi ifade ederiz. Benim en önemli beklentim, okumaya ve yazmaya daha fazla zaman ayırmak, işimi zevkle yapmaya devam etmek, zinde kalmak için koşma ve yürümeye devam etmek, eşime, çocuklarıma ve dostlarıma daha fazla zaman ayırmak ve en önemlisi iyi, faydalı, hayırlı insan olmak için çaba sarf etmek. Allah muvaffak etsin.





Source link