Bir Lüks Olarak “İnsan Sıcaklığı

1 gün önce 36

 

Avrupa’nın kusursuz bir saat mekanizması gibi işleyen caddelerinde, her şeyin yerli yerinde olduğu o geometrik düzenin içinde yürürken; insanın genzine dolan o keskin ferahlık, bazen ruhu üşüten bir yalnızlığın kokusuna dönüşür.

 

Maddi refahın zirvesine tırmanmış, her türlü sosyal güvenceyi bir zırh gibi kuşanmış bu coğrafyada; market raflarındaki bolluktan, banka hesaplarındaki rakamlardan ya da caddelerin pürüzsüzlüğünden daha çok göze çarpan bir şey vardır:

 

Hiçbir para birimiyle satın alınamayan o kadim insan sıcaklığının yokluğu.

 

Bugün Avrupa’da en pahalı şey, metrekare birim fiyatları ya da yüksek teknoloji ürünleri değildir; en pahalı şey, bir yabancının bakışındaki o hesapsız davet, bir komşunun kapı eşiğindeki “gel bir soluklan” diyen samimiyeti ve zamanın acımasız dişlileri arasında ezilmeden bir başkasının derdine feda edilen o karşılıksız dakikalardır.

 

Modernite, bireyi kimseye muhtaç olmayacak kadar güçlendirirken; onu bir başkasının eline, sesine ve kalbine ihtiyaç duymayacak kadar da ıssızlaştırmıştır.

 

Sistem, insanı “kendine yeten bir ada” haline getirirken, adalar arasındaki köprüleri birer birer yıkmış; yerine ise randevu defterleriyle örülü, profesyonel sınırlara hapsedilmiş ve nezaket maskesi altına gizlenmiş mesafeli bir soğukluk inşa etmiştir.

 

En yakın dostunuzla bir kahve içmek için haftalar öncesinden takvimleri uyuşturmaya çalışırken, samimiyetin yerini bir “proje yönetimi” ciddiyeti alır. Kimsenin kimseye “borçlu” kalmadığı bu düzen, aslında kimsenin kimseye “ait” de olmadığı bir duygusal iflasın habercisidir.

 

Belki de bu yüzdendir ki; güneşin her sabah cömertçe doğduğu Akdeniz kıyılarına ya da doğunun o kaotik ama canlı sokaklarına yapılan seyahatler, sadece bir tatil arayışı değil, ruhun donmaya yüz tutmuş hücrelerini ısıtma çabasıdır.

 

Oralarda pazar tezgahlarındaki bağırışlarda, bir çay ocağındaki gürültülü sohbette veya bir yabancıyla paylaşılan ekmeğin kokusunda buldukları şey; aslında kendi steril dünyalarında milyarlarca avro harcasalar bile inşa edemedikleri o “insani kaosun” sıcaklığıdır.

 

Sonuç olarak; dünyanın en gelişmiş ekonomileri bize konforu, güvenliği ve hızı vaat edebilir; ancak kalbi ısıtacak olan o benzersiz sıcaklık, sadece bir insanın bir başka insanın hayatına “hesapsızca” dokunduğu anlarda filizlenir.

 

Ve ne yazık ki, her şeyin fiyatının bilindiği ama değerinin unutulduğu bu çağda; insan sıcaklığı, ulaşılması en zor ve bedeli en ağır lüks haline gelmiştir.

The post Bir Lüks Olarak “İnsan Sıcaklığı first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku