“Bir insanın anavatanı çocukluğudur.” der Doğan Cüceloğlu.
Bu cümle, insan ruhunun en derin katmanlarına dokunan sade ama güçlü bir gerçeği anlatır.
Çünkü çocukluk, sadece geçmişte kalmış bir zaman dilimi değil; bugünümüzü şekillendiren, kararlarımızı etkileyen ve duygularımıza yön veren görünmez bir pusuladır.
Çocukluk yıllarında yaşanan her deneyim, bir çocuğun iç dünyasında sessizce yer eder. Sevgiyle bakılan bir göz, şefkatle söylenen bir söz, güvenle kurulan bir bağ… Bunlar bir çocuğun kendilik algısını inşa eder.
Aynı şekilde, ihmal edilen duygular, anlaşılmayan ihtiyaçlar ve değersiz hissettiren yaklaşımlar da derin izler bırakır. Çünkü çocuk, yaşadığını sadece o an yaşamaz; onu içselleştirir, anlamlandırır ve bir kimlik parçası haline getirir
Çocuklarımıza gün içinde en çok hangi soruyu soruyoruz hiç düşündük mü?
“Ödevlerini yaptın mı?”
Peki ya şu soru ne kadar yer buluyor hayatımızda:
“Bugün doya doya oynadın mı?”
Modern yaşamın temposunda, çocukluğu çoğu zaman bir “hazırlık süreci” gibi görüyoruz. İyi okullar, başarılı notlar,
düzenli programlar… Elbette hepsi önemli. Ancak bazen fark etmeden çocukların en doğal ihtiyacını, yani oyunu ikinci plana itiyoruz.
Oysa oyun, çocuk için sadece vakit geçirmek değildir. Oyun; öğrenmenin, kendini ifade etmenin ve duygularını düzenlemenin en doğal yoludur. Bir çocuk oynarken hayal kurar, problem çözer, sınırlarını keşfeder ve en önemlisi kendisi olur.
Sürekli “yapman gerekenler” üzerinden iletişim kurulan bir çocuk, zamanla şunu öğrenir:
“Ben ancak başardığımda değerliyim.”
Ama “Bugün mutlu oldun mu?”, “Keyif aldın mı?”, “Oyun oynadın mı?” diye sorulan bir çocuk şunu hisseder:
“Ben olduğum halimle değerliyim.”
Unutmamak gerekir ki çocukluk, sadece geleceğe hazırlanılan bir dönem değil; başlı başına yaşanması gereken bir zamandır. Oyun oynayamayan, çocukluğunu doyasıya yaşayamayan bir birey; yetişkinlikte eksik kalmışlık duygusunu farklı şekillerde taşır.
Bu yüzden belki de bugün küçük bir değişiklik yapabiliriz.
Akşam çocuğumuzun gözlerinin içine bakıp şu soruyu soralım:
“Bugün seni en çok ne mutlu etti?”
Çünkü bazen bir çocuğun ihtiyacı olan şey; daha fazla başarı değil, daha fazla anlaşılmak ve yaşamasına izin verilmiş bir çocukluktur.
Her çocuk, güvenle, sevgiyle ve anlayışla büyümeyi hak eder. Çünkü güçlü bireyler tesadüfen yetişmez; sağlıklı, destekleyici ve duygusal olarak besleyici bir çocukluğun ürünüdür.
Bir çocuğun kalbine dokunan her şey, aslında yarının dünyasına yazılır.
Gönüllere dokunan satırlarda buluşmak dileğiyle,
Uzm.Psikolog & Aile-Çocuk Danışmanı
Rukiye Sultan Gür
The post Bir İnsanın Anavatanı: Çocukluğudur first appeared on Hollanda Haberleri.

6 gün önce
4















Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·