Bir İhtimal Daha Var

5 gün önce 41

 

“Sen kendine kendin gibi taze bahar seç…”

Son birkaç gündür dilimin ucunda bu şarkı, zihnimde ise Mo Yan’ın Kızıl Darı Tarlaları var. Pazar günü kitap kulübümüzde romanı konuşacağız. Kitabı bitireli birkaç gün oldu ama Japon işgali altındaki Çin’de, kızıl darı tarlalarının arasında verilen o büyük mücadele hâlâ peşimi bırakmıyor.

 

Mo Yan yalnızca bir dönemi anlatmıyor; savaşın, yoksulluğun, korkunun ve umudun içindeki insanı gösteriyor. Tarihin büyük kırılmalarını, sıradan insanların hayatlarına düşen gölgeler üzerinden okumamızı sağlıyor.

 

Japon işgalinin gölgesinde, kızıl darı tarlalarının arasında verilen mücadeleyi düşünerek çıktım evden. Romanın kahramanları, cesaretleri, korkuları ve direnme biçimleri zihnimde birbirine karışıyordu.

 

Rotterdam Melodi Korosu’nun Klarnet Eşliğinde Şarkılarımız 2 Konseri’ne giderken de bu düşünceler bana eşlik etti. Kızıl darı tarlalarının arasında verilen mücadeleyi düşünürken, birazdan dinleyeceğim şarkıların da aslında insanın birlikte var olma hikâyesini anlattığını düşündüm.

 

Son dönemde gündem karışık. “Ne zaman değildi ki?” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız. Ama sanki bugünlerde ayrışmalar biraz daha görünür, sesler biraz daha sert. İnsan ister istemez yoruluyor.

 

Böyle zamanlarda beni en çok etkileyen şey ise ortak bir emek etrafında buluşabilen insanlar oluyor.

 

Kolektif çalışmalara her zaman özel bir ilgi duydum. Belki de toplum olarak birlikte üretme konusunda çok fazla olumlu örnekle karşılaşmadığımız için.

 

Bu yüzden bir koroyu dinlemek benim için yalnızca müzik dinlemek değil; birlikte bir şey inşa etmenin mümkün olduğunu görmek anlamına geliyor.

 

Geçen yılki final konserinin ezgileri hâlâ kulağımdaydı. Ancak bu yıl sahneye çıkan koro, çıtayı daha da yukarı taşımıştı. Seslerdeki uyum, yorumlardaki olgunluk ve sahnedeki güven hemen hissediliyordu. Her eser, uzun bir çalışmanın ve ortak emeğin ürünüydü.

 

Bu başarının arkasında kuşkusuz büyük bir emek var. Koro şefi Caner Malkoç’un müzikal birikimi ve titiz çalışmaları ile Mediha Aslan’ın özverisi, koronun bugün ulaştığı seviyede önemli bir paya sahipti. O akşam sahnede duyduğumuz şey yalnızca şarkılar değildi; aylar süren çalışmanın, sabrın ve inancın karşılığıydı.

 

Konser boyunca aklımda sürekli aynı düşünce dolaştı: Koro müziği, yan yana duranların değil, bir arada olanların sesi. Her ses kendi rengini koruyor ama anlamını diğer seslerle birlikte buluyor. Ortaya çıkan güzellik de tam burada saklı.

 

Türküler ve şarkılar için çoğu zaman nostaljinin dili deriz. Oysa onlar yalnızca geçmişi anlatmaz. Bazen geleceğe dair de söz söylerler. Ortak hafızamızı taşırken, ortak duygularımızı da canlı tutarlar.

 

O akşam salondan ayrılırken Mo Yan’ın romanındaki direnen köylülerle sahnedeki koristler arasında görünmez bir bağ kurdum. Biri kızıl darı tarlalarının içinde, işgale karşı ayakta kalmaya çalışan insanların hikâyesiydi. Diğeri bir sahnede, onlarca sesin aynı ezgide buluştuğu bir akşamdı.

 

Farklı zamanlar, farklı mekânlar… ama aynı hâl: yan yana gelmek değil, bir arada olabilmek.

 

İnsan tek başına ayakta kalabilir, fakat bir arada olduğunda daha güçlü bir anlam yaratır.

 

Ve ben bir kez daha anladım ki, bu ülkenin türkülerine sığınacağız.

 

Yürürken hayata dair umudumuzu daima diri tutacak olan da onlar olacak.

The post Bir İhtimal Daha Var first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku