Körlük’u yeniden okurken ajanslara düşen haberlerle satırlar iç içe geçti. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları… Edebiyatın alegorisi, güncel siyasetin gerçeğine dönüştü.
Saramago’nun “beyaz körlüğü” karanlık değildir. Göz alan bir beyazlığın içinde yönünü yitirmektir. İnsanların hırsları ve korkuları büyüdükçe vicdan geri çekilir. Körlük bulaşıcıdır; önce bireye, sonra topluma yayılır. Asıl çöküş gözlerde değil, bilinçtedir.
Bugün tanık olduğumuz manzara budur.
ABD artık tek belirleyici güç olma iddiasını sürdüremiyor. Böyle dönemlerde büyük güçler iç gerilimlerini dışarı taşır. Bölgenin enerji kaynakları, jeopolitik dengeler ve askerî üstünlük hesapları diplomasi masasında değil, siyasetin uzantısı olan savaş uçaklarının gölgesinde konuşuluyor. İsrail ise bölgesel yayılmacılığını sürdürme arayışında.
Uluslararası hukuk söylemi giderek içi boş bir kavrama dönüşüyor. Egemen bir ülkenin yöneticilerine yönelik suikastlar, sivil alanların hedef alınması “meşru müdafaa” gerekçesiyle savunulabiliyor. Bu tabloyu modern dünyanın cilalı kavramlarıyla açıklamak mümkün değil. Bu, açık bir barbarlık göstergesidir.
Daha çarpıcı olan ise küresel suskunluk. “Kaygıyla izliyoruz” cümlesi çağımızın en güvenli politikası hâline geldi. Bir yanda çocuk hakları üzerine konuşulan kürsüler, diğer yanda bombalanan şehirler… Değer ile eylem arasındaki mesafe hiç bu kadar açılmamıştı.
Ortadoğu’da bütünlüğünü koruyarak direnebilecek az sayıda ülkeden biri İran’dır. Irak ve Suriye’nin ardından bölgenin yeniden şekillendirilmesi çabası bugün İran kapısına dayanmıştır. Devlet yapılarının zayıflatılması, etnik ve mezhepsel fay hatlarının derinleştirilmesi artık bilinen yöntemlerdir.
İran’ın iç siyaseti elbette tartışılabilir. Ancak bu tartışma dış müdahaleyle değil, toplumun kendi iradesiyle yürür. Yakın tarih gösterdi ki dışarıdan gelen “demokrasi” vaatleri geride yıkım ve bağımlılık bıraktı. Emperyalist müdahaleye karşı çıkmak, bir yönetimi kayıtsız şartsız savunmak değil; milletlerin egemenlik hakkını savunmaktır.
Hedef alınan yalnızca askerî unsurlar değildir; bir kültürel hafızadır. Firdevsî’nin Şehname’si, Ömer Hayyam’ın rubaileri, Abbas Kiarostami’nin kadrajı, Şadi Şirazi’nin sesi… Savaş yalnızca toprağı değil, belleği de hedef alır.
Tarih barbarlık dönemlerinin kalıcı olmadığını gösterir. Körlük yayılır; ama her zaman görenler vardır. Gün gelir hesap sorulur.
Ve o gün sorulacak soru basit olacaktır:
Bu barbarlık çağında siz nerede durdunuz?
İran İsrail gerilimi, Ortadoğu savaş riski, ABD İran krizi, küresel siyaset analizi, savaş ve vicdan, Hollanda haberleri, Avrupa gündemi, diaspora haberleri, Guncel Haber, Mahmut Eröztürk yazıları
The post Beyaz Körlük first appeared on Hollanda Haberleri.

2 hafta önce
63














Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·