Bu hafta Meksikalı yazarımız Octavio Paz’ın “Las Mascaras Mexicanas”, yani “Meksika maskeleri” adlı eserinden bahsedecektim, fakat yine araya birileri giriverdi. Ya arkadaş bir rahat durun Allah aşkına, edebiyata girip edebiyat yapalım birazcık yahu.
Sizinde dikkatinizi çektimi bilmiyorum fakat şu ithal damatların artık kulağını bir büyüğümüz çeksin vallahi. Hani size zahmet biz burda doğmuş büyümüşlere hürmet falan olacak. Artık adım gibi eminim, eski gelenlerin bazıları yeni gelen ithal damatlarla ölümüne bir rekabete giriyor. Hayır, rekabet her zaman kötü değildir fakat konu artık dil bilimine kadar gitti. Olayın trajikomik tarafı ise, 30 sene önce gelen bir ithal diğer ithala senin Hollandacan yok diyor, fakat bunu söyleyenin de Hollandacası mükemmel değil bu arada. Böylesi bir durumda ise, burada doğup büyüyenler olarak, şöyle bir kalıyoruz. Yukarı üflesen bıyık, aşağa ıslık çalsan sakal misali. Hadi 1 sene önce, ya da 2 sene önce ithal edilen kişinin Hollandacayı öğrenememiş olmasını anlarım, fakat yıllardır burada olan nasıl olur dili çözememiş olur, bunu anlamış değilim en çok anlamadığım mevzu ise dil konusunun yeni ithal’a karşı bu şekilde kullanılması.
Geçenlerde çok sevdiğim bir abimle sohbet ederken bu konuyu biraz açalım dedik. Açtıkça daha derine daldık, daldıkça karşımıza ciddi bir aşağalık kompleksi çıktı. Şimdi o çok sevdiğim abim, şöyle bir cümle kurdu: “Şenay unuttuğun bir mevzu var, 30 sene önce ithal edilen damatlarla şuan ithal edilen damatlar arasında bir fark var. Sende ithal ettin, fakat ithal ettiğin adamın eğitim seviyesi ne?” diye sordu ve benim jetonlar Kıbrısda kumarhanede JACKPOT vurmuş gibi birden sert bir düşüş yaşadı. Bu arada bu çok sevdiğim abim, konuşmayı çok sever ve devam etti: ”30 sene önce gelen en fazla belki lise mezunuydu, buraya gelip çok başarılı olanlar da var fakat 30 sene önce geldiği gibi kalıp bir baltaya sap olamamış olanlar da var. Bu yeni gelen ithallerin çoğunluğu eğitimini tamamlamış, Türkiyede daha buraya gelmeden önce bir takım başarılara imza atmış oluyorlar. Eee eski ithallerden yeni ithalleri de kıskananlar olur be kızım” dedi.
Burada amacım birilerini ayrıştırmak ya da kutuplaştırmak değil. Dikkatimi çekti sadece şu geçtiğimiz zamanlarda. Hani benim Padişahım da ithal ya. Çok sevdiğim abimim bu konuyu benim için aydınlatmasına çok sevindim tabi, bildiğin güneş gibi buruşmaya yüz tutmuş beynimin üstüne doğu verdi birden mübarek.
Demek mesele neymiş? Yeni ithaller Hollandaya adım atmadan önce Türkiyede bir takım baltalara sap olmuşlar öyle gelmişler. Bu durumu kıskanan eski ithaller ise bu baltaya sap olan yeni ithalleri dil ile vurmaya çalışmışlar, fakat yeni ithal A2 sevişeyine 1 senede ulaşırkın, rekabete giren eski ithalin 30 senede B1’e belki ulaşmış olması da ayrı bir traji komedi bu hikayede.
Bu saçma sapan “kıskançlık” bitsin bence, zira benim yazmam gereken başka mevzular var! Bu arada bütün ithallerden bahsetmiyorum, ama kaşındıysan da kesinlikle benim sorunum değil!
Neyse, bu arada perdenin ardından birileri son yazım hakkında düşüncelerini paylaşmış. Birileri derken sakalına kurban olmadığım yüce papaz efendiden bahsediyorum. Geçen pazar günah çıkartmak için huzuruna çıkmıştım. Expatlarla alakalı yazımı tersinden okuduğunu ya da ondan önce şu “yan gelip yataları” anlattığım yazımla karıştırdığını düşünüyorum, zira o haddini bilmeyen bazı expatların da çok çalıştığını biliyorum. Mesele orada çalışmak değil. Mesele gurbetçi Ayşe teyzeme saygı gösterilmesi Yüce Papaz Vedatos Gültekinius Bunakios! Bir de artık perdenin ardından beri gel emi, ortalık fazla tozlu! Lazımsın!
Loca gundi
Dipnot: yok!
The post Baltaya ithal saplar! first appeared on Hollanda Haberleri.

2 hafta önce
64













Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·