30 Ağustos Zafer bayramımızı coşkuyla kutladık.
İnşallah kutlamaya da sonsuza dek devam edeceğiz millet olarak.
Bu zafere giden yol aslında 16 Mayıs 1919 tarihinde Bandırma vapurunda başladı.
O vatan gibi yorgun, bitkin, Karadenizin hırçın dalgaları ile mücadele ederek hedefine ulaşmaya çalışan vapur!
Resmi görevi 9. Ordu Müfettişliği fakat asıl kalbindeki ve zihnindeki görevi çoktan belli olmuş, üstelik kalbindeki ve zihnindeki göreve sadece kendi inanmış ve milletine güvenmiş bir lider!
Amasya Tamiminde ; ” Kurtuluşu, milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” demişti.
Çünkü o milletini çok iyi tanıyordu.
Onların içinden birisiydi.
Onların çocuklarına komutanlık etmişti.
Milletinin yüksek karakter ve ruhunu biliyordu.
Her zaman derim ki; ” Yetkim olsaydı iki kitabı, orta okuldan itibaren en azından seçmeli ders yapardım.
Biri Kur’an meali ve tefsiri ikincisi Atatürk’ün Nutuk kitabı.
Dini doğru kaynaktan öğrenmek ve bu vatanın ne zorluklarla kazanıldığını öğrenmek!
Bunlar çok önemli.
Bunları öğretmediğiniz zaman, altında milyonlarca liralık araba ile bu şanlı zaferi ve Mustafa Kemal Paşa’yı küçümser ve üstüne dindarlık taslar.
Oysa Kur’an; ” Ìhtiyaçtan fazlasını infak( yoksula yardım) et der ve senin mesela, 10 milyonluk araba yerine 1 milyonluk arabaya binip 9 milyonunu infak etmen gerektiğini demek ister.( Bakara suresi, 219. Ayet)
Ama sen, okuyup anlamadığın için, atalarından duyduğun gibi ” Ìtibardan tasarruf edilmez” diye bilirsin.
Sen, Nutuk’u okumadığın için Mustafa Kemal’i, onun kimlerle, ne zorluklarla mücadele ettiğini de bilemezsin.
Gerçi, kendine ” Atatürkçü” diyen kaç kişi Nutuk’u okudu?
Nutuk’u okumadan Mustafa Kemal Paşa’yı ve Kurtuluş savaşını anlayamayız.
1919 Mayısında memleketin durumu çok vahimdir.
” Ordu’nun elinden silahları ve cephaneleri alınmış, İstanbul ve Güneydoğu illerimiz ile Adana işgal edilmiş ve bardağı taşıran son damla; İzmir, Yunanlarca işgal edilmiş ve doğuya doğru genişleme hazırlığında.
İstanbul’da Ìngilizlerden medet uman padişah, sadrazam, molla, Şeyhülislam gibi zatların içinde bulunduğu, İngilizlerin destek verdiği ” İngiliz Muhipleri Cemiyeti” var. Öyle ki sadrazam Damat Ferit; “Allah’tan sonra umudumuz Ìngilizlerdir”diyordu.
Mustafa Kemal Paşa’ya, Kuvayi Milliyeye ve vatan aşkı duyan her kişiye düşman olanların bulunduğu cemiyet!
19 Mayıs’ta Samsun’a ayak bastığından, 26 Ağustos 1922 Büyük Taarruza kadar içerideki muhaliflerle de mücadele etmiş bir lider var karşımızda.
Erzurum kongresi öncesi görevden alınmış, her an tutuklanma tehlikesi yasamış, en yakın zannettiği kişilerin dahi Ìngiliz veya Amerikan mandası istemiş, hãlã padişaha bağlı valilerin, belediye reislerinin,
ordu mensuplarının yönettiği bir Anadolu gerçeği varken, Anadolu da farklı yerlerde Mustafa Kemal’i dinsiz gibi göstermeye çalışan şeyh ve sözde mollaların isyanları varken, elde lojiktik ve para namına hiçbir şey yokken, kendine ve milletin azmine güvenen büyük bir karakter sergileyen bir lider ortaya çıkıyor ve” Tam bağımsızlık” diyor.
Ülke genelinde ulaşabildiği bir avuç insan ile kongreleri yapıyor.
Suikast tehlikeleri atlayarak Ankara’ya ulaşıyor, bu zaferi millet ile birlik olmadan kazanılamayacağını bildiği için meclis açıyor, bu mecliste de şiddetli bir muhalif kesimle mücadele ediyor, cephelerde kazandığı zaferler yanında hastalıklarına aldırmadan cephede bizzat bulunuyor, Kocatepe de karın üstünde yatıyor, Taarruz edeceği günden bir gün önce dahi zafere inanmayan komutanları savaşa hazırlıyor.
Ne için!
Kendi, sarayda itibarlı bir yer edinirdi.
Ìmkanları sınırsız olabilirdi.
Ama bağımsız olamazdı.
” BAĞIMSIZLIK ONUN KARAKTERÌYDÌ” özgür olmayan milletler köle olurdu.
Türk milleti asla esareti kabul edemezdi.
Etmedi.
Aralık 1921 de Şerife bacı kağnısında ki yorganı kendi ve bebeğinin üstüne değil cephanenin üstüne örtüp kendi şehit olmuş ama cephane cepheye ulaşmıştı.
O kağnının geçtiği yol bugün ” İstiklal yolu” diye anılır.
Cephede kocaları, babaları kardeşleri şehit olurken, kadınlarımız cepheye hizmet etme gayretindeydi.
26 Ağustos 1071 tarihinde Sultan Alparslan ile açılan Anadolu’nun kapısı( O büyük komutan ve askerlerine rahmet olsun, Malazgirt zaferimiz de kutlu olsun), Mustafa Kemal Paşa ve milleti tarafından ebediyyen düşman güçlerine karşı kapandı.
Bugün özgürce yaşıyor, ibadet edebiliyor, bayrağımızı dalgalandırabiliyorsak ” Bağımsızlığı yüksek karakteri gören o büyük lidere ve onun inandığı zafere inananların sayesindedir.”
Yazımı ibret olsun diye, bir Yunan askerinin kendi notlarından, Yunanistan Genel Kurmay arşivlerinden alınan bir not ile bitirmek istiyorum.
” Gece yarısı, soğuktan titreyen askerlerin ateşe verdiği bir Türk köyüne girdik. Yollarda çok sayıda Türk cesetleri vardı. Gözümüzün önünde askerimizden biri tüfeğinin namlusunu bir Türk’ün boynuna dayayıp ateş etmiş, Türk’ün kafası 15 metre öteye fırlamıştı.
Uşak yanıyordu, köylerin hepsi yanıyordu, askerlerimiz Türk kadınlarına tecavüz ediyorlardı.”
Mustafa Kemal Paşa, milletin namusunu kurtarmıştır.
Malazgirt ovasından, Kocatepe’ye oradan bugüne kadar vatan için şehit olmuşları, gazilerimizi rahmet ve saygı ile anıyorum.
Allah’a Emanet Olun.
Bayram Tan.
The post BAĞIMSIZLIK BENÌM KARAKTERÌMDÌR first appeared on Hollanda Haberleri.

1 hafta önce
61












Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·