Bacakları Baldırı Açık

1 hafta önce 77

 

Değerli okurlarım, geçtiğimiz haftaki yazıma “varoluş” başlığıyla kültürle başlamıştım; bu hafta ise eski bir futbol hakemi olarak sporla devam etmek istedim. Değerli bir okur dostuma da söz verdim; bu yazıda tek bir konu üzerinden ilerleyeceğim.

 

Sporun insanlığa katkısı, insanların sportmence birbirleriyle savaşmadan; teknik, kondisyon ve fair play (kurallara uygun, dürüst, rakibe saygılı ve centilmence) çerçevesinde toplumsal kaynaşmayı sağlamasıdır.

 

Sporcular ve kulüpler, bu toplumun bir parçası olarak uluslararası arenada önemli başarılar edinerek hem ülkelerini tanıtır hem de bir milletin millet oluşunun coşkusunu, sportmenliğini ve olgunluğunu gösterir. Bu durum, aynı zamanda toplumun çok kültürlü yapısının başka milletlere tanıtılmasını, insani değerlerin güçlenmesini ve farklı alanlarda görünürlük sağlanmasını mümkün kılan önemli bir etkinliktir.

 

Spor, toplumları birbirine kaynaştıran ve dünyaya entegre olmamızı sağlayan bir köprüdür.

 

Tabii ki ve maalesef Türkler ve Müslüman ülkeler spor dünyasına çok geç katıldı. İlk Antik Olimpiyat Oyunları, geleneksel olarak kabul edilen ilk kayıtlı oyunlar MÖ 776 yılında, antik Yunanistan’ın Olympia kentinde düzenlenmiştir.

 

Modern Olimpiyat Oyunları ise antik oyunların yaklaşık 1500 yıl aradan sonra yeniden canlandırılmasıyla, 6 Nisan 1896 tarihinde Yunanistan’ın başkenti Atina’da başlamıştır.

 

Türkiye’de resmî sporlara katılımın tarihsel başlangıcına baktığımızda ise ulusal kurumların kuruluşu ve uluslararası federasyonlara kabul gibi dönüm noktaları öne çıkar 1908 yılında kurulan Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’dir (TMOK). Bu kurum, modern anlamda uluslararası spor organizasyonlarına katılımın ilk resmî adımı olarak kabul edilir ve 1911’de Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) tarafından tanınmıştır. Ayrıca futbol, 1923’te uluslararası federasyona kabul edilirken aynı yıl Türk İdman Cemiyetleri İttifakı’nın çatısı altında, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), “Futbol Hey’et-i Müttehidesi” adıyla kuruldu.

 

Türkiye’de dört büyük olarak bildiğimiz futbol kulüplerinin kuruluşlarını bilmeyenler için, ben de taraftarı olduğum takımla başlayarak sıralayayım. 1903 Beşiktaş, 1905 Galatasaray, 1907 Fenerbahçe, 1922 Konyaspor, 1925 Göztepe, 1940 Adana Demirspor, 1953 Çaykur Rizespor, 1965 Samsunspor ve 1967 Trabzonspor.

 

Bir Yozgatlı olarak bu listede Yozgatspor’u yazmazsam ayıp olur. Yozgatspor, 1959 yılında kuruldu. İlk adı Karagümrük Spor Kulübü idi. Daha sonraki yıllarda Bozokspor, Yimpaş Yozgatspor ve son olarak günümüzdeki adı olan Yozgatspor 1959 FK adını aldı. Şu anki aktif takım ise 2013 yılında kurulan Yozgat Belediyesi Bozokspor YBB olarak mücadele etmektedir.

 

Günümüze gelirsek toplumumuzun gönlünde ayrı bir yeri olan futbolun kökenine kısaca değinmek gerekirse; Çin’de MÖ 3. yüzyılda oynanan ve deri topla başlayan “Cuju” oyunu, modern futbolun ilk öncüllerinden sayılır. Bildiğimiz anlamdaki modern futbol ise 19. yüzyıl İngiltere’sinde doğmuş, 1848’de Cambridge Üniversitesi Kuralları ile ilk yazılı metne kavuşmuş ve 26 Ekim 1863’te İngiltere Futbol Federasyonu’nun kurulmasıyla resmiyet kazanmıştır.

 

Geçtiğimiz günlerde millî takımımız, Kosova’yı 1-0 mağlup ederek 24 yıllık hasreti sonlandırdı ve 2026 FIFA Dünya Kupası’na katılma hakkı kazandı. Ancak ay yıldızlı takimimiz, Avustralya ve Paraguay karşısında aldıkları mağlubiyetlerin ardından ABD galibiyetiyle turnuvaya grup aşamasında veda etti.

 

Bu yazımı bacanağımın ve Romen kardeşlerin düğün müziğinin eşliğinde terasında kaleme alırken dünya futbol kupasının finalistleri olan İspanya ve Arjantin maçını Altınoluk’ta izliyordum.

 

Tuttuğum takım Pedro Sánchez den dolayi İspanya. Bu arada bu soy ismini taşıyan diğer Sánchezi (Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amo) insan değerleri ve adalete bağlı duruşundan dolayı çok sayıyor ve seviyorum.

 

Bir diğer ismi ve dünyada varlığını sevdiğim DENİZi ve ismini çok seviyorum. Bu isim Deniz Gezmişle başladı onun cesareti, dik duruşu, emperyalist istilacı ABD gibi ülkelerin ülkemizden uzaklaşması için dar ağacına asil gidişi ve son sözleri “Ölsek de bu mücadele devam eder, bizim gibi binlerce genç yetişir” sözleri gerekçemdir.

 

Onun ismini yaşatmak, onun gibi güzel insanların ortaya çıkması … Deniz Göktaş gibi … Deniz ismini ve denizin kendisini çok seviyorum.

 

Futbola dönersek Türk futbol tarihî başarıya giden süreç unutulmaz anlarla doludur.

 

Ne var ki, millî davalar bile iktidar tarafından tek sahipleri onlar gibi davranılınca, orada bile 86 milyonun bir bölümünün sevincine sahiplenmemize gölge düşürdü. Spor, sportif davranarak, teknikte, fizikte ve zekâda yarışarak başarıyı elde etme yoludur. Elbette yenmek de var yenilmek de.

 

Maalesef özel uçaklarla, hükûmetin tüm ayrıcalıklı imkânlarıyla şatafatla gidilse de sonuç istediğimiz gibi gitmedi. Can sağlığı olsun, bir sonrakinde diyelim.

 

Tabii demeden olmaz diye düşünüyorum: Millî takım, tüm 86 milyonun takımıdır, bu çocuklar hepimizindir. Hiçbir siyasi parti, bu milli takımı sadece kendisininmiş gibi algıya mahal verecek durumlardan uzak durmalıdır. Aksi takdirde o takım ve bunu yeltenenler ne kadar iyi niyetli olursa olsun, “Siz” ve “Biz” arasında sıkışır kalır ve hiç bir zaman hepimiz takımı” olmaz.

 

Bir önceki yazımda verdiğim müjdeyi bizim çocuklar; bol ikramiyeli, bol villalı, özel uçaklı, coşkulu, mehterli, TOGG’lu, videolarla … Bizim dualarımızı saymayan, bol gazcı Abdurrahman ve onun gibi düşünen kitlenin sabah namazı bile fayda etmeden ilk elenen takım olduk. Futbol bu, olabilir.

 

Tabii sabahın o saatlerinde yedisinden yetmişine herkesi üzdü, kimimizi ağlattı. Can sağlığı olsun.

 

Maalesef ilk elenen takım olmamız ve ABD’yi son maçta yenmemiz elemesiteselli mahiyetinde oldu.

 

Benim tuttuğum takımlar tamamı maalesef elendi önce Türkiye’m, Hollanda, Bosna Hersek. Şimdi tek tuttuğum, başbabana sonsuz saygım olan İspanya’nın bu kupayı almasını destekliyor ve istiyorum.

 

Bir de başarı üstüne başarı yapan, sporda kadın voleybol takımımız olan bizim kızlarımız kadın sporcularimiz var.

 

Bu konuda küçük bir tarihsel izah vermek isterim. Türkiye’de kadınlarımızın spor sahnesine çıkışı, Cumhuriyet’in 1934’te kadınlara erkeklerle her alanda eşit haklar tanımasıyla mümkün oldu. Bu bağlamda Halet Çambel ve Suat Fetgeri Aşeni, 1936 Berlin Olimpiyatları’na katılarak Türk kadınlarının uluslararası spor arenasındaki ilk temsilcileri oldular.

 

2023’te olduğu gibi, özel uçakla falan değil; boy ortalaması 2 metre olan kızlarımız, dar ekonomi uçak koltuklarında uçurularak, her şeye rağmen yine bizim Sultanlar tam gaz başarı üstüne başarı koşuyor.

 

Bu başarılara hep alt perdeden bakan ve bu başarıları küçümsemek isteyen kötü niyetli gerici kişiler de yok değil.

 

Maalesef Filenin Sultanları olarak anılan A Millî Kadın Voleybol Takımı, bu kez bir Diyanet görevlisinin hedefi oldu. Ekim 2022’ye ait bir videoda Diyanet görevlisi Adnan Üstün, “Bacağı, baldırı açık, 18-20 yaşındaki kızları ‘Bilmem nerenin sultanı, millî takım’ diyeceksin. Ayıptır” ifadeleriyle, tozlu raflardan indirilen gerici kadın düşmanı zihniyetini bir kez daha gözler önüne sermiştir.

 

Sporda elde edilen başarılar ne kadar bizi gururlandırıyorsa, bu tür söylemler de o kadar üzücü ve düşündürücüdür.

 

Derdiniz ne? Halkın cogunlugu sporu ve kadın erkek fark etmeden gurulduyoruz. İlla sizin gibi mi düşünmeliyiz?

 

Bu kızlarımızın kıyafetine mi bakıyorsunuz akliniz fikriniz hep orda mi, yoksa oyunlarına sorununuz var? Ya da ay yıldızlı bayrağı göklere yükseltmelerinden mi rahatsızsınız, size gurur vermiyor mu?

 

Bayrağımız mı sorununuz? İstiklal Marşı’mızı dünyaya duyurmasından mı rahatsızsınız? Sorununuz millî marş mı? Bu marş mı, bu kızlar mı, yoksa bu kızların Atatürkçü, Cumhuriyetçi oluşu mu?

 

Bilemiyorum. Belki ona da bir şeyler söylerler. Kurtuluş Savaşı’nı okul kitaplarından çıkaranların gerekçelerine bakınca …

 

Unutmayalım ki, bu kızlarımız sadece birer sporcu değil; aynı zamanda azmin, emeğin ve başarının simgesidir. Kurtuluş Savaşı’nı kazanan atalarımız gibi.

 

Belki de sizin esas itirazınız sorununuz budur. Kim bilir.

Sağlıklı, sportmen, sadece kadın erkek ayırtmadan … kalabilirseniz sadece ve sadece insan kalın.

Saygı ve sevgilerimle.

Mustafa Özcan

 

 

 

The post Bacakları Baldırı Açık first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku