At Gözlükleri

1 saat önce 10

 

Yazsam olmuyor, yazmasam o da hiç olmuyor. Yazayım da ağzında Nemrut’un ateşine bir damla su taşıyan karınca misali: Hiç olmazsa tarafım belli olsun.

 

İnsanımızın 21. yüzyılda Avrupa’nın göbeğinde yaşayıp hâlâ dar görüşlü olmasına, çevresinde olup biteni fark etmemesine ya da farkında olup partizanlıktan görmemesine bir türlü aklım almıyor..

 

Geçtiğimiz hafta, köşe yazılarımı takip eden bir okurumla tesadüfen bir programda karşılaştık. Hâl hatır sorduktan sonra, yazılarımı okuduğunu ve bazı yazılarımın çok taraflı olduğumu söyledi.

 

Türkiye’deki iktidarı hep eleştiriyorsun bu kadar taraflı olma dedi. Onlar hiç mi iyi şeyler yapmadılar diyerek cümlesini bitirdi.

 

Yeni Türkiye’den geldin, o kafeleri, restoranlardaki doluluğu, o trafikteki arabaları görmedin mi? İHA SİHA’larımız, duble yollarımız havalimanları, on binleri dolduracak camileriniz diyerek uzun uzun nutuk çekti.

 

Ben İstanbul’a çok gidiyorum; millet eleştirmeyi acınmayı sanat edinmiş tıpkı senin gibi, aslında Türkiye’de bu nankörler güllük gülistanlık içinde yaşamalarına rağmen hep şikâyet ediyorlar tipik sen gibi dedi.

 

Arkadaşım, dedim, ben Hollanda’daki iktidarın yanlışlarını, eksiklerini, beğenmediğim konuları da eleştiriyor kendimce yaraya parmak basıyorum.

 

Burayı (Hollanda’yı) bırak, o yolunda deyip, sen Türkiye bak…

 

Benim gibi ömrünün büyük bölümü burada geçmesine rağmen taraftarlık at gözlükleriyle “Bırak burayı” demesi…

 

Yurtdışında yaşayan çoğu Türk’ün de böyle düşünmesi beni bu yazıyı yazmaya itekledi.

 

Arkadaşımın “Türkiye’den yeni geldim” sözü ve yazılarımı bu sözle takip ettiğini anlıyorum.

 

Türkiye’den yeni gelmem, her alanda geriye gitmemiz (kültürel ve dinî değerler, eğitim, ekonomi, ekmek, aş ve aklan gelen değer ne varsa) beni bir vatandaş olarak çok rahatsız etti.

 

Onun için karınca misali yanlışa yanlış demeye devam edeceğim. Aslında vatanını düşünen herkes de buna itiraz etmeli.

 

Yazım daha iyi anlaşılsın diye arkadaşıma tane tane anlattığım konular hakkında burada da biraz bilgi vereceğim.

 

Şu uyarıyı da yapmam gerek: O at gözlüklerini partizanlıktan çıkaramayacaklara yapabileceğim tek tavsiye, acilen bir uzmana görünmeleridir.

 

Bizi ilgilendiren hem anavatanımız hem de yaşadığımız yurdumuz. “Burayı bırak, o yolunda gidiyor, bizi ilgilendirmez” dediği yurdumuz Hollanda’nın verileriyle kıyaslama yapacağım.

 

Güncel Verilere Göre Türkiye ve Hollanda Karşılaştırması (Nisan 2026)

 

Kaynak: IMF / Visual Capitalist, TÜİK resmî verileri, İŞKUR ve Hollanda İstatistik Kurumu (CBS)

 

Hollanda Enflasyonu: Hollanda’da Nisan 2026 itibarıyla yıllık enflasyon %2,20 olarak görünüyor. Bu oran, geçen yılın aynı dönemine göre (%4,10) belirgin bir düşüş göstermektedir. Okurumun “Burayı bırak, o yolunda gidiyor” sözü bu veriye göre çok doğru.

 

Türkiye Enflasyonu: TÜİK verilerine göre Türkiye’de ise Nisan 2026 itibarıyla yıllık enflasyon %32,37 seviyesindeymiş. Bu kötü veriye göre aslında “burayı bırak, sen “Türkiye’ye bakı” söylüyor.

 

Beni bu veriler çok üzdü. Okuruma cevaben dedim ki: Arkadaşım, senin gördüğün o tozpembe tablo halkın %8’i, bilemedin %10’u, yani 86 milyonun 8-10 milyonu.

 

Ayrıca senin bir Euro’yla 52 TL aldığın tomarla para ile oradaki ekonomik çöküşü en az hisseden kişisin.

 

Enflasyon verilerini verdim ve en çok kızdığım, canımı acıtan şey şu oldu: “Yok yav o kadar değil kahveler restoranlar tekrarı ile, sen yine muhalifliğin tuttu” demesi.

 

Dünya çapında güvenilir kaynaklardan biri olan IMF’nin yıllık enflasyon verilerini aktarıyorum.

 

Örneğin, 2026 itibarıyla dünyada en yüksek enflasyona sahip ülkeler:

 

1. Venezuela (%682,1) – Maduro’nun tek adam olarak yönettiği, ABD Başkanı Trump’ın baskınıyla şu an Amerika zindanlarında olan Maduro’nun ülkesi.

 

2. Sudan (%55) – 30 yıl boyunca otoriter bir rejimle yönetilen Ömer el-Beşir ülkesi, şimdi de iç savaş karmaşası içinde olan ülke.

 

3. İran (%55,9) – Yıllarca ambargo altında kıvranan, şimdilerde eşkıyaların açtığı savaşla mücadele veriyor.

 

4. Canım kadar sevdiğim anavatanım Türkiye – Dünyadaki tüm ülkeler arasında en yüksek enflasyona sahip 4. ülke. Gel de aç gözünü be adam deme!

 

Yaşadığım yurt Hollanda ise sadece %2,20 ile listenin çok altındadır.

 

Yani anlayacağınız, Türkiye’de enflasyon Hollanda’ya göre yaklaşık 15 kat daha yüksek.

 

Bir de insanlarımızın çarşıda, pazarda muhatap olduğu, mutfağı ateşe çeviren gıda enflasyonu var:

 

TÜİK verilerine göre buda %34,55 oranıyla dünyada en yüksek 3. gıda enflasyonuna sahip bir ülke konumundadır. Tabii TÜİK’in veriler çarşıyla pazardaki fiyatlarla örtüşmeyince daha cok güvenilen bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) var; onun verilerine göre ise oran %55,38.

 

Anlayacağınız, Türkiye gıda enflasyonunda TÜİK verilerinde bile en yüksek ülkeler arasında şöyle sıralanıyor:

 

1. Yıllardır ambargo altında ezilen İran (%55,90)

2. Arjantin uzun yıllardır süren popülist ekonomi politikaları (%33,20)

3. Maalesef anavatanımız Türkiye o kafeleri, restoranları, yolları dolu olmasına rağmen sonuç %34,55.

 

Güler misin, ağlar mısın? Daha dün 30 milyon dolar hibe verdiğimiz Somali’de gıda enflasyonu, FAO’nun 160 ülke arasında yaptığı Afrika sıralamasında 9. sırada.

 

Yani gıda enflasyonu orada bile %6,7. Bu konuda elbette büyüklerin bir bildiği vardır.

 

Yurdumuz Hollanda’ya gelince: %1,5 oranıyla listenin oldukça alt sıralarında, en düşük gıda enflasyonuna sahip ülkeler arasında yer almaktadır.

 

Nisan 2026 itibarıyla, Türkiye’deki gıda enflasyonu Hollanda’dakinden yaklaşık 23 kat daha yüksek.

 

Bu verilerin bir de geçinme etkisi, aldıkları maaş, açlık ve refah sınırı konusu var. O veriler de şöyle:

 

Türkiye’de Açlık Sınırı ve Asgari Ücret (Nisan 2026):

Türkiye’de dört kişilik bir ailenin “açlık sınırı” (sadece sağlıklı beslenme için gerekli gıda harcaması) nisan ayında 34.587 TL olarak hesaplanmış. Vatandaşın aldığı net asgari ücret ise 28.075 TL, yani açlık sınırının oldukça altında. Bir asgari ücretli, sadece ailesinin gıda ihtiyacını karşılamak için ek olarak 6.512 TL’ye ihtiyaç duymaktadır.

 

Yoksulluk sınırı (gıda, kira, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi tüm temel giderler) ise 112.661 TL’dir. Bir dönem “Gabarda Karadeniz’e gaz bulduk, açın pencereleri açın” diyen bu işler için tutulan maaşlı vatandaşın söylediği gibi ulaşılamayan gaz rakamı.

 

Yurdumuz Hollanda’nın Durumu:

Malum, burada yaşayanların bildiği gibi Hollanda’da Türkiye’deki gibi devlet tarafından belirlenen bir “açlık sınırı” kavramı bulunmamaktadır. Ancak ülkede yasal bir asgari ücret (minimumloon) sistemi var. Hollanda sosyal bir ülke olması ve vatandaşını açlık sınırı gibi bir eziyete layık görmemesi sebebiyle, 1 Ocak 2026 itibarıyla Hollanda’da brüt asgari ücret aylık 2.120,00 Euro’dur.

 

Anavatanımda canımı acıtan çok yazacak konu var ama ekonomide kalıp son olarak işsizlik verilerini verip konuyu kısadan keseyim.

 

Nisan 2026 itibarıyla Türkiye ve Hollanda’nın işsizlik oranları karşılaştırması şöyle:

 

Türkiye: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve İŞKUR verilerine göre Mart 2026’da işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,3 puan azalarak %8,1 olmuştur. Rakamsal olarak Türkiye’de işsiz sayısı 2,87 milyon kişi. Bir başka veri var: Genç işsizlik oranı (eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizler) ise %31,5 olarak gerçekleşmiş. Bu oran yaklaşık 9,9 milyon kişiye tekabül etmektedir.

 

Her yere gösterişli binalar yapmak değil; işsizleri istihdam edecek, gençlerimizi yurtdışına muhtaç etmekten kurtaracak iş yerleri açmak da gerekir, bunu söylemeden geçemiyorum.

 

Bu verileri söyleyince, okurum ‘Olur mu ya, Türkiye’de istemediğin kadar iş var, onlar işi beğenmemezler’ dedi. Yani onun gözünde bu 9 milyon kişiye iş var ama o 9 milyon kişi iş beğenmediği için işsiz. Ah at gözlükleri, ah

 

Hollanda: Hollanda İstatistik Kurumu (CBS) verilerine göre Mart 2026’da işsizlik oranı %4,0 olarak gerçekleşmiştir. Bu oran, bir önceki ay %4,1 idi ve 2021 Eylül’den bu yana en yüksek seviyedir. Bu orana göre Nisan 2026’da Hollanda’da 407 bin kişi işsizdir ve hepsi ya işsizlik ödeneği ya da Sociale Dienst’ten sosyal yardım alıyor.

 

Okurum bu verilerin söyletildiğimde kaşların çatarak sen elmayla armuttu kıyaslıyorsun, ona diyeceğim bir tabir var ama yazmayacağım, başıma ne gelir bilemediğimden tane tane anlatayım diyeyim.

 

Türkiye standart işsizlikte (%8,1) Hollanda’ya (%4,0) göre yüksek. Ancak Türkiye’deki geniş tanımlı işsizlik oranı (%31,5), oranın yaklaşık 4 katıdır ve ülkedeki bu veri işgücü piyasasındaki kırılganlığı ekonomiyi daha ortaya koyuyor.

 

Maalesef partizanlık, insanımızın bu verileri bile o at gözlüğünden göremiyor yada görmek istemiyor.

 

Okurumun dediği gibi “Bırakalım Hollanda’yı diyebilmek için gerçekten de at gözlüklerini sıkıca takmış çıkarmak istemiyor demek gerekir.

 

Ben ise karınca misali yazmaya devam edeceğim. Çünkü yazmasam, o da hiç olmuyor.

 

Gününüzü güzel, hayatınızı sağlıkla, bilhassa at gözlüklerinizi çıkarmış, vicdanlı olmanız dileğiyle hoşça kalın.

Mustafa Özcan

 

 

 

 

The post At Gözlükleri first appeared on Hollanda Haberleri.

Makalenin tamamını oku