Hz Peygamber, vahiy ile inşa olmuştur. Arap kültürü içerisinde büyümüş biri olarak Mekke’de yaşarken risalet görevi aldı.
Artık, davranış ve söylemleri kültür ile değil, vahiy eksenli olmak zorundaydı.
Gerçi, arapların kabilecilik, savaşçılık ve inanç kültürlerinden hep uzak durmuştur.
Emin( Güvenilir) kimliği ile yüksek ahlak sahibi olması her çağında devam etmiştir.
En zoru ise, aldığı bu zor görevi yaşadığı topluma anlatması, taraftar toplaması, tebliğ etme mecburiyetiydi.
“Şüphesiz biz sana ağır bir sorumluluğu olan söz vahyedeceğiz.”(Muzzemmil suresi, 5. Ayet)
Öncelikle, tereddütsüz ilk inanan eşi Hatice validemiz olmuştur.
Hz Peygamber’in tebliği en çok Mekke’nin kodaman kesimini rahatsız etmiş, bunların ezdiği yoksul ve köle kesiminin ilgisini çekmiştir.
Netice itibarıyla, Hz Peygamber vefat ettiğinde Medine’de bir devlet ve ardinda binlerce inanan bırakmıştı.
Bu, o dönem için büyük bir başarıdır.
Hz Ebubekir ve Hz Ömer dönemlerinde vahiy eksenli din anlayışı, Hz Osman dönemi ile siyasallaşmaya başlamış, Hz Ali ile Muaviye arasındaki ” Sıffın savaşı” ve arkasındaki ” Hakem olayı” siyasallaşmayı iyice olgunlaştırmıştır.
Hz Ali’nin hariciler tarafından şehit edilmesi sonrası, Muaviye, Emevi devleti ile Kur’an’ın emrettiği şura ve ortak akıl ile seçilen halifelik kurumunu, oğluna bu makamı devrederek saltanat sistemine çevirmiştir.
O zamandan beri gelen halifelik siyasal bir kurum olmuştur.
Emeviler, tam bir Arap ırkçılığı yapmışlardır.
Liyakat yerini kabileciliğe bırakmıştır.
Oysa, Kur’an ” Ìşi ehline verin” demiştir.( Nisa suresi, 58. Ayet)
Dolayısıyla, Vahiy merkezli İslam dini, Arap kültür dinine çevrilmiştir.
Mütevazı yaşamdan saray yaşantısına dönülmüştür.
Müslümanların kardeş olması gerekirken, dünya saltanatı için birbirlerinin kanlarını dökmüslerdir.
Yıllarca, Hz Ali gibi ilk müslümanlardan, Peygamber akrabası ve damadı olan kişiye camilerde lanet okutmuslardır.
Kendi gibi düşünmeyen veya çıkarlarına konuşmayan ve görev almayan alimleri katletmislerdir.
Bunların en büyüğü ise ” Ìmam Azam” olmuştur.
Vahiy kaynaklı din yerine uydurma rivayetlere, hadis adı altında bir din anlayışı getirmişler ve kendi çıkarlarına Hz Peygamber’i alet etmişlerdir.
Makam ve mevkilerini korumak için uydurulan rivayetlerden biri, Kur’an’ın ruhuna tamamen ters olan” Başınızdaki lider zalim dahi olsa ona tabi olun” rivayetidir.
Oysa Kur’an ” Babanız dahi haksızlık yaparsa karşısında durun” der.( Nisa suresi, 135.Ayet)
Allah, en büyük düşmanlarının zalimler olduğunu bildirir.
Asla unutmayın ki; Hz Peygamber, Kur’an’a aykırı söz söylemez. Bu ayet ile sabittir. ( Hakka suresi, 44 ve 45)
Bugün dahi, müslüman toplumların büyük çoğunluğu mezhepçilik, tarikatçılık ve tasavvufçuluk taassubu içinde, vahiyden uzak debelenip durmaktadır.
Siyasal İslam oluşmuştur.
Musa gibi konuşup, Karun gibi saltanat ve şatafat içindedirler.
Kur’an’dan konuşulduğunda sarıklı cübbeli kişiler bile yüzünü çevirmektedirler.
Çünkü, toplum Arap kültürünü, mevsimden dolayı kıyafet ve yemeklerini din zannetmektedirler.
Oysa, Hz Peygamber’in giydiğini Ebu Cehil de giyiyordu.
Onunda sakalı, peygamberimizinkine benziyordu.
Ìkisi arasındaki fark, fiziksel değil, iman, takva ve itikat konularıydı.
Güzel ahlak ile ahlaksızlıktı.
Emin olmak ile olmamaktı.
Bugünün, en yakınımızda ki müslümanların dahi sorunu, uydurma rivayetleri vahiy’in önüne geçirmeleridir.
İslam’ın ilk emri olan ” Oku” yu terk edip, okumamak ve hurafelere tutunmak büyük bir sorundur.
Namazda Fatihada ki ” Sadece Rabbimden yardım isterim” ayetini okuyup, türbe ve seyhlerden şefaat beklemek yine büyük bir sorundur.
Oysa, Allah dışında ki herhangi birinden şefaat beklemek bir müşrik tavrıdır.
Ìnsanı şirk gibi, sonu ebedi cehennem olan bir akıbete götürür Allah korusun.
Mekke’li müşrikler, kendi önemli kişilerini ” Allah ile aralarında şefaatçi olacak diye saygı gösteriyorlardı, müşrik olma sebeblerinden en önemlisi de buydu.” ( Yunus suresi, 18. Ayet)
Dünyada barış için, tüm müslümanların vahiy kaynaklı, Hz Peygambere inen tertemiz dine dönmesi, onun akılcılığı önceleyen kurallarına uyması, öyle yaşaması gerekir.
Hz Peygamber’in ahlakı, adaleti, emin olma özelliği, cömertliği vesair örnek alınmalıdır.
Emeviler in empoze ettiği ” Arap kültür Müslümanlığı” terk edilmelidir.
Allah’a Emanet Olun.
Bayram Tan.
The post ARAP KÜLTÜRÜ MÜSLÜMANLIĞI first appeared on Hollanda Haberleri.

4 saat önce
23











Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·