Almanya’da 1,9 milyon yüksek eğitimli kişi yoksulluk riski altında

4 saat önce 29

Haberlerimizi İnstagram , TikTok ve Youtube hesaplarımızdan da takip edebilirsiniz.

Almanya’da riski son yıllarda yükseköğrenim diplomasına sahip kişiler arasında yoksulluk dikkat çekici biçimde yükseliyor. Federal İstatistik Dairesi’nin (Destatis) açıkladığı güncel verilere göre, yüksek eğitimli yaklaşık 1,9 milyon kişi yoksulluk riski altında yaşıyor.

Sahra Wagenknecht İttifakı’nın (BSW) talebi üzerine hazırlanan resmi istatistikler, ülkede yüksek eğitim alan kişi sayısının artmaya devam ettiğini, ancak mezunlar arasındaki yoksulluk riskinin de paralel şekilde yükseldiğini ortaya koydu.

Verilere göre yüksek eğitim diplomasına sahip olup yoksulluk riski altında yaşayan kişi sayısı 2022 yılına kıyasla 350 binden fazla arttı. 2022’de bu sayı yaklaşık 1,55 milyon seviyesindeyken, 2025 itibarıyla 1,9 milyona ulaştı.

Aynı dönemde Almanya’da yükseköğrenim mezunu sayısında da ciddi artış kaydedildi. 2022 yılında üniversite, yüksekokul ya da meslek akademisi mezunu olanların sayısı 19,41 milyon iken, 2025 yılında bu rakam yaklaşık 21,04 milyona yükseldi. Bu tablo, daha fazla kişinin akademik diploma elde ettiğini, ancak mezunların tamamının istikrarlı ve yüksek gelirli bir iş bulamadığını gösteriyor.

Akademisyenlerde işsizlik de yükseldi
Federal İş Ajansı’nın verileri de bu eğilimi destekliyor. Akademik eğitime sahip kişiler arasında işsizlik oranı 2022’de yüzde 2,2 seviyesindeyken, 2025’te yüzde 3,3’e çıktı. Oran genel işsizlik seviyesinin altında kalsa da artış eğilimi dikkat çekti.

Uzmanlar, özellikle beşeri bilimler ve bazı sosyal bilimler mezunlarının iş gücü piyasasında daha kırılgan bir konumda olduğunu, buna karşılık teknik ve mühendislik alanlarında mezunların görece daha avantajlı olduğunu belirtiyor. Ayrıca yarı zamanlı çalışma, geçici sözleşmeler ve düşük ücretli başlangıç pozisyonlarının da akademisyenler arasında yaygınlaştığı ifade ediliyor.

Eğitim seviyesi düştükçe risk artıyor
Bununla birlikte, düşük eğitim seviyesine sahip kişilerde yoksulluk riski çok daha yüksek düzeyde seyrediyor. Federal İstatistik Dairesi’ne göre, düşük eğitim grubundaki 14,34 milyon kişiden yaklaşık 4,14 milyonu 2025 yılında yoksulluk riski altında bulunuyor. Bu da söz konusu grupta her üç kişiden birinin risk altında olduğu anlamına geliyor.

Orta düzey eğitim diplomasına sahip kişilerde de yoksulluk riski akademisyenlere kıyasla daha yüksek seviyede. Bu veriler, yükseköğrenimin hâlâ yoksulluk riskini azaltıcı bir faktör olduğunu, ancak artık tek başına güvence sağlamadığını ortaya koyuyor.

“Yoksulluk şansölyesi” eleştirisi
BSW’nin kurucusu Sahra Wagenknecht, yüksek eğitimli kişiler arasında yoksulluk riskinin artmasını hükümetin ekonomi politikalarının başarısızlığına bağladı. Wagenknecht, “Sosyal hareketlilik zayıflıyor ve yoksulluk artık yalnızca düşük eğitimli kesimleri değil, tüm eğitim seviyelerini etkiliyor” dedi.

Mevcut ekonomik politikaları eleştiren Wagenknecht, Başbakan Friedrich Merz’i hedef alarak “Friedrich Merz yoksulluk şansölyesi olabilir” ifadesini kullandı. Politikacıların ekonomiyi canlandıracak, nitelikli istihdamı artıracak ve çalışarak yükselme imkânını yeniden güçlendirecek adımlar atması gerektiğini savundu.

Almanya genelinde tablo
Federal İstatistik Dairesi’nin en son verilerine göre 2024 yılında Almanya’da yaklaşık 13,3 milyon kişi yoksulluk riski altında yaşıyordu. Bu rakam, ülke nüfusunun önemli bir bölümüne karşılık geliyor.

Özellikle yalnız yaşayan bireyler ve tek ebeveynli aileler risk grubunda öne çıkıyor. Kiraların artması, enerji maliyetlerindeki yükseliş ve enflasyon baskısı, düşük ve orta gelirli haneler üzerinde ek yük oluşturuyor.

Resmi tanıma göre bir kişinin “yoksulluk riski altında” sayılabilmesi için gelirinin medyan gelirin yüzde 60’ının altında olması gerekiyor. 2025 yılı için bu eşik, yalnız yaşayan bir kişi açısından aylık 1.446 euro olarak belirlendi. Bu tutarın altında gelire sahip olanlar istatistiksel olarak yoksulluk riski kategorisinde değerlendiriliyor.

Son veriler, Almanya’da üniversite diplomasının hâlâ önemli bir avantaj sağladığını, ancak artan yaşam maliyetleri ve değişen iş gücü piyasası koşulları nedeniyle artık tek başına ekonomik güvence anlamına gelmediğini ortaya koyuyor.
©Sonhaber.eu

Makalenin tamamını oku