Afrika, küresel şoklara rağmen büyüme ivmesini koruyor

4 saat önce 35

Bir yandan yüksek borç yükü ve iklim krizinin getirdiği ani risklerle mücadele eden kıta, diğer yandan kendi iç dinamiklerinden doğan bir ekonomik uyanışın eşiğinde bulunuyor.

Afrika’nın bu karmaşık ama umut verici tablosu, büyümenin artık sadece birkaç ekonomik devin tekelinde olmadığını, Sahra’nın güneyinden kuzeyine liman kentlerine kadar geniş bir coğrafyaya yayıldığını gösteriyor.

AA muhabirinin Afrika Kalkınma Bankası’nın (AfDB) yayımladığı “2026 Afrika Makroekonomik Performansı ve Görünümü” raporuna dayandırdığı bilgilere göre, kıta ekonomisi küresel finansal sıkılaşmaya rağmen potansiyelini gerçeğe dönüştürme konusunda kararlı bir duruş sergiliyor.

Veriler, Afrika’nın ekonomik görünümünün artık tek boyutlu bir hikaye olmaktan çıktığını, farklı bölgelerde farklı sektörlerin varlık gösterdiği çok katmanlı bir yapıya dönüştüğünü net bir şekilde ortaya koyuyor.

Özellikle dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri listesinde 12. sıraya yükselen Afrika ülkeleri, kıtanın küresel sistemdeki ağırlığını da her geçen gün artırıyor.

Bölge küresel yatırımcılar için cazibe merkezi haline geliyor

Kıtanın büyüme haritasına bakıldığında, Doğu Afrika’nın 2025 yılında yüzde 6,4’lük bir büyüme oranıyla açık ara liderliğini koruduğu görülüyor.

Etiyopya, Ruanda ve Tanzanya gibi ülkelerin başını çektiği bu bölge, sadece tarım veya ham maddeye değil, devasa kamu yatırımlarına, lojistik ağlara ve hizmet sektöründeki dijitalleşmeye dayanarak yükseliyor.

Bu bölgelerdeki ekonomik hareketlilik, komşu ülkeleri de içine alan bir “refah koridoru” oluşturma potansiyeli taşıyor. Kuzey Afrika ise salgın sonrası yaralarını sarmış, turizm ve enerji alanındaki stratejik hamleleriyle eski gücüne kavuşmaya başlamış bir portre çiziyor. Fas ve Mısır’da turizm gelirlerinin yanı sıra hizmetler sektöründeki çeşitlilik, bölgenin kırılganlığını azaltan en önemli unsurlar olarak öne çıkıyor.

Batı Afrika’da ise Fildişi Sahili, Benin ve Senegal gibi ülkeler, altyapı projeleri ve yeni enerji yatırımlarıyla ekonomik canlılığı diri tutuyor. Kıta ülkelerinde devreye giren hidrokarbon projeleri ve yenilenebilir enerji yatırımları, sadece yerel üretimi artırmakla kalmıyor, aynı zamanda bölgeyi küresel yatırımcılar için bir cazibe merkezi haline getiriyor.

Kıtada gerçek bir toplumsal dönüşüm için yüzde 7 büyüme gerekiyor

Ekonomi analistleri, 2025’te yüzde 4,2 olan Afrika’nın genel büyüme hızının, 2026’da yüzde 4,3’e yükseleceğini öngörüyor. Bu küçük ama istikrarlı artışın arkasında yatan temel itici gücün ise iç tüketimdeki hareketlilik olduğu belirtiliyor.

Bazı ekonomilerde para politikalarının kademeli olarak gevşemesi ve enflasyon baskısının bir miktar hafiflemesi, hane halkı harcamalarını yeniden canlandırdı.

Salgın döneminde ertelenen ancak bugün birer birer hayata geçen altyapı projeleri, istihdam piyasasında da sınırlı da olsa bir iyileşme sağlıyor. Afrika Kalkınma Bankası Grubu’nun verileri, 2025 yılı itibarıyla 24 Afrika ülkesinin yüzde 5’in üzerinde bir büyüme eşiğini aşacağına işaret ediyor.

Bu durum Afrika’nın “birkaç lokomotif ülke” üzerinden okunan eski hikayesinin artık son bulduğunu, büyümenin tabana yayıldığını gösteriyor.

Ancak madalyonun diğer yüzünde, bu büyüme oranlarının yoksulluğu tamamen ortadan kaldırmak ve milyonlarca gence nitelikli istihdam sağlamak için yeterli olup olmadığı sorusu.

Dolayısıyla uzmanlar, kıta genelinde gerçek bir toplumsal dönüşümün sağlanması için büyüme oranlarının yüzde 7 bandına çekilmesi gerektiğini belirtiyor.

En hızlı büyüyen ülkeler

2025’te Afrika’da en hızlı büyüyen ekonomiler arasında Güney Sudan, Senegal, Uganda, Ruanda ve Nijer öne çıkıyor.

Örneğin Doğu Afrika’da Etiyopya, Ruanda ve Uganda, yüzde 6,4’lük bölgesel büyüme oranına katkı sağlarken, Batı Afrika’da Senegal ve Nijer altyapı ve hizmet sektörlerindeki yatırımlarla güçlü performans sergiliyor.

Öte yandan, kıtanın bazı ekonomileri daha sınırlı büyüme kaydediyor. Özellikle Güney Afrika, 2025’te yalnızca yüzde 1,1’lik bir GSYH artışı ile kıtanın büyüme ortalamasının altında kaldı.

Bu tablo, Afrika’daki büyümenin artık sadece birkaç ülke üzerinden okunmadığını, farklı bölgelerde farklı hızlarda ve çok katmanlı bir ekonomik yapıya yayıldığını ortaya koyuyor.

Kıtanın kamu borcu 1,8 trilyon doların üzerinde

Ekonomik ivme güçlense de kıtanın omuzlarındaki ağır borç yükü ve iklim şokları en büyük risk faktörü olarak masada kalmaya devam ediyor. Afrika’nın toplam kamu borcu 1,8 trilyon doların üzerine çıkmış durumda.

Altyapı yatırımları için kullanılan krediler, küresel faiz artışlarıyla birleşince birçok ülke için geri ödemesi güç bir yük haline dönüştü. Bununla birlikte, mali disiplin adımları ve bazı ülkelerdeki gelir artırıcı reformlar, borç oranlarında sınırlı da olsa bir dengelenme sinyali veriyor.

İklim krizi ise Afrika ekonomileri için “beklenmedik” olmaktan çıkıp rutin bir risk haline geldi. Kuraklık, ani sel baskınları ve gıda arz zincirindeki aksamalar, özellikle tarıma dayalı ekonomileri her an sarsabiliyor.

Enerji maliyetlerindeki dalgalanmalar da enflasyonla mücadeleyi güçleştiriyor. “2026 Afrika Makroekonomik Performansı ve Görünümü” raporunda ortalama enflasyonun 2026’da yüzde 10,3 seviyesine ineceği öngörülse de bu iyileşmenin her ülkede aynı hızda gerçekleşmeyeceği, bazı bölgelerde gıda enflasyonunun hala can yakmaya devam edeceğine dikkat çekiliyor.

Bu ekonomik yükseliş ivmesi toplumsal refah modeline dönüşür mü?

Uzmanlara göre, Afrika için 2026 ve sonrası, sadece rakamların büyüdüğü değil, ekonomik yapının nitelik değiştirdiği bir dönem olmak zorunda.

Mevcut büyüme ivmesini kalıcı bir kalkınma modeline dönüştürebilmek için sanayileşme ve üretim çeşitlendirmesinin şart olduğunu ifade eden uzmanlar, bu noktada Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi (AfCFTA) projesinin, kıtanın kaderini değiştirebilecek en güçlü kozu olarak görüyor.

Ticaretin kıta içinde derinleştirilmesi, ham madde ihracatından katma değerli üretime geçiş ve dijital vergi altyapısının güçlendirilmesi, Afrika’yı dış şoklara karşı çok daha korunaklı bir liman haline getirebilir.

Afrika ekonomileri, küresel sistemdeki tüm çatlaklara ve yapısal zorluklara rağmen 2026 yılında da büyüme kapasitesini koruyacağını dünyaya kanıtlıyor. Ancak asıl başarı, bu büyümenin bir istatistik verisi olmaktan çıkıp, Afrika’nın her köşesindeki her haneye, insanların sofrasındaki ekmeğe ve sokaktaki gence gelecek umudu olarak dönmesinde yatıyor.

Uzmanlara göre, kıta için önümüzdeki on yılın sınavı, bu ekonomik ivmeyi daha dengeli, kapsayıcı ve dirençli bir toplumsal refah modeline dönüştürüp dönüştüremeyeceği noktasında kilitleniyor.

 

AA

Sonrası Afrika, küresel şoklara rağmen büyüme ivmesini koruyor Gazeteci ilk ortaya çıktı.

Makalenin tamamını oku