Kutlama mı Vicdanın Yargı Günü mü?
Birleşmiş Milletler, geçen yıl “her 10 dakikada bir kadının partnerleri veya aile üyeleri tarafından kasıtlı olarak öldürüldüğünü” açıkladı.
Birleşmiş Milletler, kadınlara yönelik bu tür saldırıları “küresel bir salgın” olarak nitelendirdi.
İsimleri, hayatları, renkleri, inançları farklıydı, ama kaderleri aynıydı: kadın olmak.
İşte tam da bu yüzden 8 Mart bazıları için bir kutlama günü değil, insanlığın vicdanını sorgulama günüdür.
Kadınlarımız hâlâ acı çekmiyor mu?
Sokak ortasında, evlerin içinde, bazen de “töre” adı verilen karanlık bir bahanenin arkasına saklanılarak yalnızca kadınların öldürülmesi sizce de adil mi?
Namus cinayetlerinde neden hep kadınlar kurban olurken erkekler çoğu zaman sorumluluktan kaçabiliyor? Oysa ortada bir suç varsa, o suçun yükü iki omuzdadır. Suç yalnızca kadının kaderi olamaz.
Bugün hâlâ dünyanın birçok yerinde kız çocukları zorla evlendirilmiyor mu?
“Adettendir” denilerek kızlarını istemeye götüren aileler yok mu? Onların rızasını sormayı bile gerekli görmeyen anne babalar hâlâ yaşamıyor mu bu dünyada?
Her yıl dünyada kaç kadın ya da kız çocuğu sokak ortasında vuruluyor? Kaçı aile içi şiddete maruz kalıyor? Kaçı dışlanıyor, aşağılanıyor, susturuluyor ya da sokağa terk ediliyor?
Şunu kendimize dürüstçe sormamız gerekiyor:
Kadınsız bir toplum düşünülebilir mi?
Eğer düşünülemiyorsa, neden kız çocuklarımızı sevgi ve saygıdan yoksun bir kültür içinde büyütüyoruz?
Her yıl 8 Mart’ta dünyanın birçok ülkesinde yürüyüşler düzenleniyor. Konferanslar yapılıyor, panellerde kadın hakları konuşuluyor, sosyal medyada mesajlar paylaşılıyor. Peki sonra ne oluyor?
Bütün bu etkinlikler kadınların sokak ortasında ya da evlerinde katledilmesini gerçekten önleyebiliyor mu?
1975 yılında Birleşmiş Milletler 8 Mart’ı Dünya Kadınlar Günü olarak uluslararası takvime aldı. O günden bugüne dünyada kaç kadın öldürüldü? Kaçı şiddete uğradı, kaçı hayatını kaybetti?
Bu acıların gerçek bilançosu çıkarıldı mı?
Ülkelere gerekli uyarılar yapıldı mı?
Kadınları korumayan sistemlere ciddi yaptırımlar uygulandı mı?
Ne yazık ki çoğu zaman cevap kocaman bir hayır.
Kadın cinayetleri bir kader değil, sessiz kalan toplumların ortak suçudur.
Oysa kadın yalnızca bir birey değildir; toplumun vicdanıdır.
Kadının gücü dünyaya bahar getirir.
Kadının emeği toplumları yaratır ve yaşatır.
Kadının sevgisi dünyayı ısıtan bir güneş gibidir.
Kadın; hayatın her alanında emek veren, üreten, ilham veren ve varlığıyla yaşamı anlamlı kılan güçlü bir yürektir.
Bugün 8 Mart. Dünyanın birçok yerinde kadınlar için konuşmalar yapılacak, mesajlar paylaşılacak, çiçekler verilecek.
Ama gerçek değişim ancak kadınların korkmadan yaşayabildiği, kız çocuklarının özgürce büyüyebildiği ve hiçbir kadının yalnızca kadın olduğu için şiddetin hedefi olmadığı bir dünya kurulduğunda anlam kazanacaktır.
Çünkü kadın yalnızca bir birey değil; hayatın, sevginin ve insanlığın kendisidir.
Kadınlarını koruyamayan bir toplum, aslında kendi insanlığını da çoktan kaybetmiş demektir.
Dostça selamlarımla,
Kamil Kopuz
Drunen, 10 Mart 2026
Kkopuz53@gmail.com
The post 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ first appeared on Hollanda Haberleri.

1 saat önce
9


%2F750.AA-40778200.jpg)








Dutch (NL) ·
Turkish (TR) ·