Turgut Torunoğulları yazarımız Selamün Yavuz’un sorularını yanıtladı: (1) “Türkiye, Avrupa’daki Türklerin gücünün farkında değil”

  İnterAjans Özel Röportaj
Turgut Torunoğulları yazarımız Selamün Yavuz’un sorularını yanıtladı: (1)
“Türkiye, Avrupa’daki Türklerin gücünün farkında değil”
Türk turizmi geçtiğimiz dönemde çalkantılı bir süreçten geçti. Büyük kentlerdeki terör saldırıları, Türkiye ile bazı Batı ülkeleri arasında yaşanan diplomatik krizler ve bunun sonucu bazı Avrupa ülkesi liderlerinin yurttaşlarına ‘Türkiye’ye tatile gitmeyin’ çağrısı yapması ister istemez Türk turizmini de etkiledi.
Türkiye’de turizmin genel gidişatını en iyi bilenlerden birisi de 25 yıldır İstanbul ve Ege bölgesinde turizme yönelik yatırımlar yapan Edelstaal Group International Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları.
Avrupalı Türkler arasında çok yakından tanınan Turgut Torunoğulları ile Hollanda’nın liman kenti Rotterdam’da buluştuk, turizm ağırlıklı bir söyleşi gerçekleştirdik. Torunoğulları turizm, Avrupa’da yaşayan Türkler ve iş dünyası ile ilgili çarpıcı açıklamalar yaptı.

Sayın Turgut Torunoğulları, röportaj talebimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Röportajlarımda genelde konuştuğum kişinin önce kendisini tanıtmasını isterim, ama sizi tanımayan yok. Onun için değişik bir giriş yapalım. Küçükken tencere ve turizm işine gireceğinizi hayal ediyor muydunuz?
Ben Kars’ın Susuz’un Erdağı köyündenim. Bizim Susuz Cilavuz’dur. Bilindiği gibi Cilavuz Eğitmen Okulu Cumhuriyet öğretmenlerinin yetiştiği Türkiye’nin en eski ve meşhur öğretmen okuludur. Eskiden herkesin gönlünde o okulda okumak vardı. Benim de çocukluk yıllarımda gönlümde Susuz Cilavuz Ögretmen Okulunu kazanıp öğretmen olmak vardı. İki defa sınavlara girdim, kazanamadım. Dolayısıyla okuma hayatımız da sona erdi.
Benim ailem ticaretle uğraşırdı. Bu işi burada öğrenmiş değilim. Ailem Gürcistan’dan Türkiye’ye gelmiş, Kars’ta da çok fazla sanayi olmadığı için ticaretle uğraşıyordu ailem. Babam Rusya’ya, İran’a, Suriye’ye büyük baş hayvan satıyordu. Toptan gıda üzerine dükkânlarımız vardı, marketlerimiz vardı. Ben markette çalışıyordum, yani biraz ticareti biliyordum.
Ailede Hollanda’ya ilk gelen benim. Eşimle evlenip Hollanda’ya geldim. Eşimle ortaokul yıllarında tanıştım. Hollanda’ya ilk geldiğimde fabrikada çalışmaya başladım. Bu bana yeterli gelmedi, beni tatmin etmedi. Burada kazandığım parayı Türkiye’de de kazanıyordum. Hatta maddi anlamda sıkıntılar yaşamaya başladım, giyimde kısıtlamalar oluyordu, yaşantımda kısıtlamalar oluyordu. Bundan dolayı bir iş yapmam gerektiğini düşündüm. O yıllarda bir video kiralama furyası vardı. Bir gün eve geldim, baktım hanım hüngür hüngür ağlıyor. ‘Ne oldu?’ diye sordum. ‘Acıklı bir video seyrettik, ondan ağlıyorum’ dedi. O zaman aklıma video kiralama işine girmek geldi. Dortmund’dan video ve video filmleri kiraladım, Hollanda’da kiraya verdim. Hollanda’ya geleli henüz 5-6 ay olmuştu. Böyle bir keşfedilmemiş pazar olduğunu gördüm ve video kiralama işinden para kazanmaya başladım. Daha sonra bu da yeterli gelmediği için bir tencere şirketinde çalışmaya başladım. Bu tencere şirketindeki işimiz uzun bir hikaye. Merak edenler Murat Tuncel’in ‘Narin Kalesinden Kaçış’ romanında okuyabilirler ( Altın Bilek Yayınları, ISBN 978-605-5831-70-7 ). Ayrıca Den Bosch kentinde ilk Türk marketini ben açtım. Sonra fabrikada çalışma işini bıraktık, tamamen ticarete yöneldik. Daha sonra Leerdam’da da bir market açtık.
1990’da ilk turizm  yatırımınızı yaptınız. O zamandan beri Türk turizminde neler değişti?
1990’da Fethiye’de şimdiki Orka Otel’in olduğu araziyi aldık. 1991’de projeler yapıldı, 1992’de otelin bir bölümü hizmete açıldı. O günkü turizmde çok fazla lüks oteller yoktu. Rahmetli Turgut Özal Yunanistan’a gittiğinde ‘Burası çok dolu. Karşı taraf ise bomboş. Neden?’ diye sormuşlar. Özal da ‘Merak etmeyin. Biz lüks otelleri yapınca burası boşalır, karşı taraf dolar’ demiş. Gerçekten de öyle oldu. Turgut Özal zamanında yüzde 10 teşvik primi çıkarıldı. Bu teşvik primi bazen yanlış yerlere de kullanıldı, ama sonuçta beton, çimento, demir Türkiye’ye yatırıldı. Yepyeni oteller yapıldı, yepyeni iş sahaları doğdu. Oteller güzelleştikçe de turistler bu tarafa kaymaya başladı. Türkiye’deki turistik tesisler temizlikleri, getirdikleri yeniliklerle dünyada ilk 5’e girer diyebilirim. Fakat son yıllarda Rusya krizi, Avrupa ülkeleriyle yaşanan krizler Türk turizmini son iki yılda etkiledi. 25-30 yıldır turizmin içinde olan bir aile olarak bizi de etkiledi.
Son 25 yılda 19 Turizm Bakanı değişti, değişik icraatlar oldu. Son 25 yılda yapılan en iyi icraat sizce nedir sorusuna yanıtınız ne olur?
Bunu anlatması uzun sürer. Son yılları anlatayım. Şimdiki bakanımız Numan Kurtulmuş bence iyi icraatlar yapıyor, çok çalışıyor. Şimdi örneğin yeni bir kanun çıkıyor. Daha önce 49 yıllığına kiraya verilmiş otellerin birçoğunun kira süresi bitti. Şimdi düşünün… Araziyi devlet size kiraya vermiş, siz üstüne otel yaptırmışsınız. 49 yıl sonra, kira sözleşmesi bittikten sonra siz araziyi üstündeki otelle birlikte devlete geri vereceksiniz. Devlet 49 yıl sonra orayı tekrar sana vermiyor. İhaleye açıyor, sizin yaptırdığınız otel bir başkasına gidebiliyor. Bu 49 yıl çok uzun bir dönem. Otel yıpranıyor, tamir tadilat gerekiyor. İçindeki eşyalar eskiyor. Düşünün, 49 yılda otel bitmiş. Bundan dolayı ben işletmeci olarak otele yatırım yapmam. Çünkü 3-5 yıl sonra sözleşmem bitecek. Şimdi devlet ne düşünüyor. Bu otel yıpranmış, çürüyor. 49 yıllığına yeni bir anlaşma daha yapacağım, sen yatırımını yap diyor. Ama ikinci 49 yıllık kiralamanın şartları henüz belli değil.
Sizce ne gibi şartlar olmalı?
Şartlar ne olursa olsun, turizmci için faydalıdır. Çok da kötü şartlar olacağını zannetmiyorum. Kirada yükselmeler olur. Bunun gibi gayet normal şeyler olur. Ama en iyisi ne olur… Ben artık o yıpranmış otele yatırım yapıp yenilerim. Çünkü benim bir 49 yılım daha var o oteli işletmek için. Eskiden korkuyorduk yatırım yapmaya. Ama şimdi seve seve oteli söküp günün şartlarına göre modernleştiririm. Ve devletin böylece milyarlarca dolarlık turizm geliri olacak. O paradan herkes yararlanacak. Çünkü bir inşaat sektörünün 45-50 kaleme faydası var. Bunun gerçekleştirildiği an, 49 yıl kullanılmış, eskimiş otellerin hepsi tekrardan yenilenecek. Tekrar bir hareket olacak, tekrar bir para girişi ve dağılımı olacak.
Yeni Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş’la görüşme fırsatı bulabildiniz mi?
Kardeşim Yavuz Torunoğulları görüştü. Kendisi Türkiye Otelciler Birliği’nin başkan yardımcısıdır. Turizm Bakanlarıyla zaman zaman görüşüyoruz, ama Numan Kurtulmuş’la henüz görüşemedik.
2018 yılında turizm nasıl olacak?
İyi olacak diye düşünüyorum.
TUİK verilerine göre çok kötü geçen 2016’nın ardından 2017’de bir toparlanma var. Ama Hollanda’dan giden turist sayısında henüz 2016 rakamlarına ulaşılamadı. Bunu siz neye bağlıyorsunuz?
Türkiye’de gelişen olaylar genellikle Türkiye’deki turizmi çok etkiliyor. 2015 yılında biliyorsunuz bir felaket yaşadık. 2016 yılında Türkiye’de terör olayları, darbe girişimi derken 2016 yılı turizm için çok kötü bir yıl oldu. 2017 yılı toparlanma yılı oldu. Bakınız, 2017 kötü bir yıl değil, kâr marjlarında düşüşler oldu. Ama turist sayısı hemen hemen aynı kaldı. Her kriz bir fırsat yaratır. Rakamların henüz net olmamasına rağmen 2017 yılında Avrupalı turist sayısında yüzde 30 gibi bir azalma olduğu gözleniyor. Ama başka ülkelerden gelen turist sayısında da yüzde 30, yüzde 40 oranlarında artış oldu. İran’dan gelen turist sayısında artış var, İsrail’den öyle. Rus turistlerde toparlanma var, Ukrayna’dan gelen turist sayısında müthiş artışlar var. Biz bu rakamı yakaladık. Ama Avrupa olmadan turizm olmaz.
Yani Avrupa’da gelen turist sayısının azalması diğer ülkelerden gelenlerin artmasıyla telafi edilmiş mi oldu?
Evet. Bazen böyle sıkıntılar fırsat doğuruyor. Şimdi Türk turizmi ne yaptı? ‘Avrupalı turist gelmiyor, zor durumda kalacağım’ dedi. Bu sefer otelciler olarak bizler başka ülkelerde pazarlar aramaya başladık. Biz kendi şirketimiz olarak Ukrayna’ya gittik, İran’a gittik, İsrail’e gittik, Araplara gittik. Bir grup oluşturduk, bu grup dünyanın her yerinde dolaşmaya başladı, kendimize yeni pazarlar yarattık. Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamasıyla beraber Türkiye’nin iç pazarında artış oldu. Artık Türkiye’de insanlar senede bir hafta tatil yapmayı da adet haline getirmeye başladılar. Biliyorsunuz Cumhurbaşkanımız Avrupa’daki Türklerin Türkiye’de tatil yapması için bir çağrı yaptı. Bunun da büyük etkisi oldu. Türkiye’deki gerek turizmciler olsun, gerek bürokrasi olsun Avrupa’daki Türkleri görmüyor. Avrupa’daki Türklerin Türkiye’ye çok büyük katkıları var. Size bir şey söyleyeyim. Türkiye Cumhuriyeti Avrupa’daki Türklerin gücünün farkında değil. Bu bizi üzüyor. Siz de Türkiye’ye gittiğiniz zaman tatilde, kendinizi bir gurbetçi Türk olarak hissediyorsunuz. Hollanda’ya gelince de yine aynı öyle. Türkiye’ye gidince kendimi oradaki bir Türk gibi göremiyorum. Ya da bana öyle geliyor. Buraya geliyorum, aynı şeyi burada da yaşıyorum. Şimdi bizim halimiz ne olacak? Bunun üzerinde durmak lazım. Turizmi ele alalım. Şimdi biz kendimize yeni pazarlar bulduk mu, bulduk. Son 3-4 senedir Türkiye’de yeni otel yapılıyor mu, hayır, eskisi gibi yapılmıyor, tek tük yapılıyor. Peki eski ufak oteller ne oldu, hepsi söküldü, konuta dönüştürüldü. Yani, yeni pazarlar yarattık, yeni oteller yapmadık, Avrupa turizmi yavaş yavaş düzene giriyor. Avrupalı turist tekrar Türkiye’ye gelecek, yeni pazarlar Türkiye’ye gelecek. Yeni oteller yapılmadı, eski oteller yıkıldı, yatak sayısı düştü. Dolayısıyla 2018 yılında herhangi bir olumsuz olay olmazsa emin olun otellerimizde talebi karşılayacak kadar yer olmayacak. Benim düşüncem bu. Bütün bu gelişmeleri birleştirdiğiniz zaman ortaya bu çıkıyor.
Avrupa’da da 2017 yılında Avrupalı siyasetçiler vatandaşlarına ‘Türkiye’ye gitmeyin’ çağrısı yaptı. Buna rağmen yüzde 30 gibi bir engelleme yapabildiler. Demek ki bu çağrıların çok fazla etkisi yok. Bu sene ‘Türkiye’ye gitmeyin’ deseler, belki yüzde 10’unu etkiler, belki hiç etkilemez. İnsanlar artık Türkiye’yi seviyor. Artık her yerde terör olaylarının olabileceğini düşünüyor. Siyasetçinin ‘Gitme’ demesiyle de vatandaşın tercihinin engellenebileceğini düşünmüyorum. Bu sene Avrupalı turist çok rahat bir şekilde Türkiye’ye gidecektir.
Size göre Türkiye turizm potansiyelini tam olarak kullanıyor mu? Mesela 2015’de 40 milyona yakın turist geldi. Bu ulaşılabilecek en büyük rakam mıdır, yoksa Türkiye’nin potansiyeli daha mı fazladır ve Türkiye bu potansiyeli nasıl kullanabilir?
Türkiye’nin turizm potansiyelini yeterli seviyede kullandığını zannetmiyorum. Türkiye’de sadece deniz yok. Türkiye’de daha güzel başka şeylerimiz de var. Mesela ben Kars’lıyım. Kars’ta bugün Sarıkamış’ın kristal karı dünyanın en iyi kristal karıdır. Son zamanlarda biz de Kars’a gidip geldik, iş adamlarımızı götürdük. Bu yıl Kars’ta otellerde yer yok, uçaklarda yer yok, otobüslerde yer yok. Şu anda her taraf dolu. Demek ki bu iş sadece denizle olmuyor. Ülkemizin çok daha güzel yerleri var, bunları da değerlendirmek lazım. Kış turizmi, tarih turizmi, sağlık turizmi gibi. Sağlık turizmi çok pahalı bir turizm, hem de çok önemli. Sağlık turizmi 2-3 kat daha fazla para getiriyor. Bunun üzerinde durmak lazım. Gönlüm ister ki her yıl Türkiye’ye 80 milyon turist gelsin. Her kişiye bir turist; ekonomi o zaman patlar. Bu olmaz mı, olabilir. Bu nasıl yapılacak? Bunu da yöneticilerimiz düşünsün. Karadeniz’de Araplara ortam yaratıldı, bütün Araplar Karadeniz’de. Doğuda bir kış turizmi yaratılsın, bütün Avrupa’ya giden turistler, kış turizmi için Kars’a, Erzurum’a giderler. Mardin gibi dünyanın en tarihi kentine sahibiz, orada başka şeyler yapılabilir. Bunu da yetkililer düşünsün.
1980’li yıllarda 20 milyon turist misafir eden İspanya’ya Türkiye gıpta ile bakardı. Şimdi Türkiye bunun iki katı turisti misafir ediyor. Bu rakam niye 20 yıl sonra 80 milyona çıkmasın?
O zaman ben de diyorum ki, kardeşim sen aynı aylıkla yaşamak istiyor musun, istemiyorsun. Ne diyorsun, ben daha iyi yaşamak istiyorum. Daha büyümek istiyorum. Daha önemli dünya ülkesi olmak istiyorum. Onun için bizim şu anda masrafsız tek para kazandığımız sektör turizm. Bunu da sadece denizle kumla yapamazsın. Otellerimiz yenilenecek, sağlık turizmine ağırlık vereceğiz, yeni yeni fikirler üreteceğiz, yeni yeni düşünceler ortaya çıkaracağız, düşünerek çareler bulacağız. Ülkemizin sadece Antalya’sında Ege’sinde değil, Doğu’sunda da, Güneydoğu’sunda da başka turizm çeşitleri yaratarak bu işi çoğaltacağız.
Not: Edelstaal Group International Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları ile yaptığımız söyleşinin 2. Bölümü yarın InterAjans.nl’de yayınlanacak.
 
 
 






Top News